Suriye, kültürel mirasına ve gelecek vizyonuna dayanarak 2004 yılında bölgesel işbirliğini geliştirmek için Beş Deniz Girişimi’ni başlattı. Bu girişim, çok sayıda yeni paradigma ve terminolojinin gün yüzüne çıkmasını tetikledi. Özellikle 2010-2011’den bu yana, hem Ortadoğu’daki çatışma sahnesinde hem de uluslararası alanda hemen hemen her şeyi etkileyen birçok değişiklik gerçekleşti. Beş Deniz Girişimi’ne zarar veren dokuz yıllık savaşın ve küresel kapitalizmin, en ilkel şekliyle kurmaya çalıştığı hegemonyadaki başarısızlığının ardından artık, bölgesel ve uluslararası aktörler arasındaki ortak çıkarlara dayanan ve bölgesel çeşitliliğe saygı duyan, aşırılıktan uzak gerçek bir seçeneği ortaya koyma zamanıdır. Ortadoğu ülkeleri ortak sorunlarla yüzleştiğinden, bu sorunlara getirilen çözüm önerileri birlikte formüle edilir ve gerçekleştirilirse bu öneriler daha etkili olacaktır. Nihayetinde, kalkınma Ortadoğu’da barışı sağlamanın tek yoludur ve ortak sorunlara kalıcı çözümler ancak “kalkınma yoluyla barış” çerçevesinde gerçekleştirilebilir. Güneybatı Asya’nın yeniden inşasını sağlayarak ve Suriye’nin, Akdeniz, Hint Okyanusu, Kızıldeniz, Hazar Denizi ve Karadeniz’in kesişiminde yer alan ayrıcalıklı jeopolitik konumu sayesinde bir altyapı ağı oluşturacak olan “Beş Deniz Stratejisi” ile Kuşak ve Yol Girişimi’nin (KYG) birleştirilmesi, böyle bir çözümü sağlayabilir. Bu birleştirilmiş stratejiyle tam bir bütünlük sağlanması, Ortadoğu ülkelerinin birçoğu için bir on yılı daha israf etmekten kaçınmanın en iyi yolu olarak görünüyor.
Anahtar kelimeler
Beş DenizJeopolitikKuşak Ve Yol GirişimiOrtadoğuSuriye
Bu vizyon, kuzeyde Kafkasya’yı, güneyde Körfez ülkelerini, doğuda İran’ı ve batıda Avrupa’nın güneyini birbirine bağlayarak Suriye’nin bölgede istikrarın merkezi haline geleceğini gösteriyordu. GAFTA’nın aktif bir üyesi olarak Suriye ve AB ile Gümrük Birliği Anlaşması bulunan ve Kafkas ülkelerine uzanan genişliğiyle Türkiye; tüm bölgeyi, gözardı edilemeyecek büyüklükte (sayısı en az 600 milyona varan) bir tüketici kitlesine dönüştürerek bu geliştirilmiş ortaklıktan büyük fayda sağlayacaklardı.
ABD’nin anlayışına göre yeni dünya düzeni, Suriye’nin (bölgedeki diğer ülkeler gibi), özellikle de ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra, bağımsız güney-güney ilişkileri kurmaya yönelik köklü bir değişim başlatmasına izin vermez. Nitekim, jeopolitik açıdan bakıldığında, bölgenin en az 600 milyon olan tüketici potansiyeli, Batı’nın tüm bölgeyi kontrol etme iddiasının ardındaki nedeni açıklamak için fazlasıyla yeterlidir.
Böyle bir vizyonun kapsamını kavramak için, onun küresel ve bölgesel bağlamdaki evrimini hesaba katmak gerekiyor. Genel arka plan ise aşağıdaki temel dinamikler referans alınarak anlaşılabilir:
Şekil 1. Suriye’nin “Beş Deniz Girişimi” (Harita: BRIQ)Şekil 2. Grafik, British Petroleum Company’nin 2019 yılına ilişkin verileriyle oluşturulmuştur. (Grafik: BRIQ).
• 2003 Irak Savaşı’na yönelik dünya çapında yapılan protestolar, ABD liderliğindeki dünya düzenine karşı uluslararası bir direnişin gelişmesine ve beş yıl sonra BRICS ittifakının oluşumuna yol açtı.
• 1994’te Filistin ve İsrail arasında yapılan Oslo Anlaşması’nın başarısızlığı, İsrail’in uluslararası hukuka saygı duyma konusundaki uzlaşmaz tutumu ve Ortadoğu bölgesindeki istikrarsızlığın artmasının getirdiği sıkıntılar, Arap Birliği de dahil olmak üzere Pan-Arap güvenlik sisteminin ve organlarının yetersizliğini gösterdi. Nitekim, Irak ile İran arasındaki ilk Körfez Savaşı (1980-1988), iki yıl sonra Kuveyt’in Irak tarafından işgal ve ilhak edilmesi (1990), ABD’nin Irak Ordusu'nu tasfiye etmek için önderlik ettiği koalisyon savaşı (1991) ve Irak’ın on üç yıllık ambargodan sonra Amerikan askerleri tarafından işgali tüm bölgenin ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir.
• 1980 ve 1990’larda Washington Konsensüsü ve liberal dogma, dünyanın birçok bölgesinde, özellikle de Doğu Avrupa ülkelerinde -Varşova Paktı ve COMECON örgütlerinin dağılmasından (1991) ve bu ülkelerin AB ve NATO ittifaklarına katılmalarından sonra- baskın ekonomik yaklaşım oldu.
1990’lar ve sonrasında, küresel ekonomik manzara hızla değişti. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), küresel politik-ekonomik ortamın etkisinden ayrı bir faaliyet göstermedi. Son yirmi yılda dünyanın makroekonomik ortamı, üretim ve hizmetlerin içe doğru geri çekilmesine neden olan küresel durgunlukla sarsıldı. Başka bir ifadeyle, kemer sıkma politikalarıyla ve çok taraflı anlaşmalardan uzaklaşılmasıyla birlikte 2008 finansal krizinin etkileri tüm dünyaya yayıldı. Birlikte ele alındığında, bu faktörler yıllar sonra hâlâ DTÖ’nün fark edilebilir değerini ve rolünü etkilemektedir. Küresel dikkat, dünyanın dört bir yanındaki ülkeler ve bölgeler arasında giderek artan kutuplaşmayı teşvik etmeye yöneldikçe, uluslararası ekonomik sorunlar büyük ölçüde göz ardı edildi.
Dünya enerji sistemi açısından bakıldığında, Ortadoğu %43’ü Arap ülkelerinde bulunan 1,734 milyar varil olarak tahmin edilen dünya konvansiyonel petrol rezervlerinin yarısından fazlasının ve üretiminin ana alanıdır. İran da eklenirse bu oran %52’yi aşmaktadır. Ayrıca Ortadoğu, bugün 199 trilyon m3 olarak tahmin edilen doğalgaz rezervlerinin %42’sine sahiptir ve İran ile Katar tek başına bu dünya rezervlerinin yaklaşık % 29’unu temsil etmektedir. Dünya enerji ihtiyacı halen%57.3 oranında bu iki kaynağa doğru yönelmekte ve bundan dolayı bölgenin dünya ticaretindeki payı çok büyüktür. Bu nedenle, bu ülkelerin çoğu önemli hidrokarbon rezervlerini kontrol etmekle beraber aynı zamanda bunları kullanma ve taşıma araçlarını da kontrol etmektedir (British Petroleum Company, 2020British Petroleum Company. (2020, Haziran). BP statistical review of world energy, London. adresinden alındı.).
Suriye Hükümeti, onuncu beş yıllık planında (2006-2010), ülkenin 2020 yılına kadar küresel ekonomiye tam olarak entegre olacağı ve uluslararası pazarlarda etkili bir şekilde rekabet edebilecek güvene, kurumlara ve yaratıcı yeteneklere sahip olacağı yönündeki vizyonunu ortaya koydu. Bu plana göre, “Beş Deniz Vizyonu”na ulaşmak için gerekli olan ülke içindeki yolları, limanları ve boru hatlarını inşa etmek amacıyla stratejik projeler hayata geçirildi.
Bölgesel istikrarsızlığa (2003’te Irak’ın Amerikan işgalinden sonra devam eden), İsrail’in Güvenlik Konseyi kararlarıyla barış sürecini sürdürmedeki uzlaşmazlığına, ülkelerinin işgalinden bu yana 2.5 milyondan fazla Iraklının Suriye’ye kaçmasına (2003), yeni Amerikan yaptırımlarına ve 2008’in uluslararası mali krizine rağmen, 2011 yılındaki Batı müdahalesinden önce Suriye ekonomisi artan bir performans kaydediyordu. Suriye ekonomisinin bir geçiş aşamasında olmasına rağmen (on yıllar süren merkezi ekonomik planlamadan sonra düzenleyici reform, fiyat serbestleşmesi ve 2005 yılında sosyal piyasa ekonomisinin benimsenmesi), 2000-2010 döneminde ortalama GSYİH büyüme oranı 4.4 idi (Dünya Bankası, t.y.Dünya Bankası. (t.y.). Syrian Arab Republic. adresinden alındı.).
Ancak, 2011 yılında başlayan çatışma, bu reform çabalarını durdurdu ve devam eden çatışmalar ülkenin ekonomik düşüşünü hızlandırmayı sürdürüyor. Suriye, bölgesel konumu nedeniyle ülkenin hayati alanlarını kontrol etmeyi amaçlayan bölgesel güçlerle ittifak içindeki Batılı güçlerin doğrudan hedefi oldu. Savaşa 20’den fazla devlet katıldı ve yüzlerce farklı silahlı grup Suriye topraklarında vekaleten savaşıyor. Bu durum, dış ticaretin kısıtlanması, Suriye lirasına karşı döviz kuru spekülasyonlarının teşvik edilmesi, genel fiyatların yükselişinin hızlandırılması ve yaptırımların artmasıyla birlikte Suriye ekonomisini ve altyapısını felce uğrattı. Elbette, Suriye’nin projeleri, müdahale eden ülkelerin jeostratejik hırsları ve Suriye’yi bölme niyetleri yüzünden baltalanıyor.
Suriye üzerindeki benzeri görülmemiş tüm baskılara rağmen, Mart 2011’de savaşın başlamasından önce yapısal dönüşümlerden geçen Suriye ekonomisi gibi bir ekonominin4, özellikle Batılı güçlerin Suriye'nin hayati bölgelerini kontrol etme arayışıyla, ülkenin temellerini hedef alan bir savaşa nasıl dayanabildiğini anlamak zordur.
2010-2011 dönemi, Tunus, Libya, Mısır ve Suriye’de patlak veren sözde Arap Baharı hareketleriydi. Büyük ülkeler, sözde Arap Baharı ülkelerindeki hükümetlere karşı bireysel İslami grupların kampanyalarına güçlü bir şekilde destek verdiler. “Birkaç yıl önce Türkiye de, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Arap Baharı sürecinin parçası olarak hükümete karşı bir protesto dalgasının hedefi oldu. Ankara, neredeyse tüm komşu ve bölge ülkelerinde olduğu gibi büyük sorunlar ve hatta ciddi çatışmalarla karşı karşıya kaldı5 ” (Djavadi, 2016: 2Djavadi, A. (2016, Haziran 6). Turkey's foreign policy: from 'zero problems' to 'nothing but problems'. Radio Free Europe Radio Liberty. adresinden alındı.).
Şekil 3. Binlerce yıllık dünya mirası Palmira Antik Kenti teröristlerce yerle bir edildi, Suriye. (Aydınlık, 2017)
Ortadoğu bölgesi, kendisini ABD ile müttefik aktörler ve Rusya’ya yakın diğer müttefikler arasındaki çatışmanın keskin bir şekilde yeniden canlanmasından dolayı sersemlemiş halde buluyor. Hümanist bir perspektiften bakıldığında, Ortadoğu zaman içinde kendi iç çatışması ile birlikte bölgesel ve uluslararası güçlerin küçük güç mücadelelerinden dolayı çok kötü bir duruma geldi6.
Uluslararası ve Bölgesel Güçlerin İddialarının Ötesi
ABD, AB ve Japonya üçlüsü gibi küresel güçler ile Çin gibi yükselen ülkeler, sürekli olarak kendilerini yeniden konumlandırma arayışındadırl ar. Suriye’nin müttefikleri özellikle Rusya, İran ve Çin, Ortadoğu’daki hegemon güçler olan ABD ve onun vekil devletlerinin Suriye’yi kontrolünü engellemişlerdir. Dünyanın üç kıtası (Avrupa, Afrika ve Asya) arasında bir kavşak noktası olan Türkiye’ye yakınlığıyla karakterize edilen Suriye (Irak ve İran ile bi rlikte) bağımsızlığını yeniden kazanma arayışındadır. Ancak bundan Çin ve Rusya’nın karşılıklı ve uyumlu bir stratejiye göre hareket ettiği çıkarılmamalıdır. Her ikisi de kısmen ortak bir hedefe yönelse de, stratejileri bazı açılardan farklıdır. Çok taraflılığı teşvik etme yönündeki ortak arzularına rağmen, kendi çıkarlarını takip etme öncelikleri eylemlerini şekillendirmektedir.
Çin: Yükselen Dünya Düzeni Olarak Kuşak ve Yol Girişimi
Çin, küresel ekonomik büyümenin motoru olarak Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan aktif bir oyuncudur. Çin’in AB’ye açılan kapısı olarak hizmet edebilecek olan Suriye ile ilişkilerinde, Çin’in üç ana hedefi vardır: Kuşak ve Yol Girişimi’ni (KYG) ilerletebilecek ekonomik işbirliğini geliştirmek; tüm Ortadoğu bölgesini mümkün olduğunca istikrara kavuşturmak ve yayılabilecek aşırılık yanlısı tehditler karşısında Suriye’nin bütünlüğünü korumak.
Suriye, Çin’i doğal sınırlarından kurtarabilmek için bu rotanın anahtarı olabilir. ABD’nin Pasifik’e kayması bağlamında Çin için “korunmasız arka kapı” da olabilir. Acil yeniden yapılanma ihtiyacı ve Batı’nın bölgeden ayrılması, Suriye’yi Çin için cazip hale getiriyor. Buna ek olarak Suriye, ekonomisinin yeniden yapılandırılmasında Çin’i bir müttefik ve kilit bir oyuncu olarak görüyor ve bu da ikili ilişkilerin geliştirilmesini kolaylaştırıyor. Çin’in Suriye’deki çatışmalara yaklaşımı, müdahale karşıtı ve devlet egemenliğine saygı politikalarından kaynaklanmaktadır. Bu, Çin’in dünyadaki tüm ortaklarıyla yürüttüğü ve onu Batı’nın şarta bağlı yardım politikasından ayıran bir modeldir. Çin, terörizm risklerinden muaf değildir ve kendi topraklarında daha da yayılabilecek köktendincilikle ilgili riskleri ortadan kaldırmaya isteklidir. Ayrıca Suriye’deki yatırımlarını etkileyebilecek tehdidi ortadan kaldırmak için mütte fikleriyle işbirliği yapmayı hedeflemektedir.
Suriye’deki savaşa rağmen Çin, önemli bir ticaret merkezi ve Kuzey Afrika, Güney Avrupa ve Ortadoğu’daki çıkarlarının ortağı olarak gördüğü Suriye üzerindeki ilgisini tazelemiştir.
Çin Ortadoğu bölgesiyle daha fazla ilgilenmeye başladıkça Suriye, yeni bir Pax Sinica veya Çin Barışı olarak algıladığı şeye yani “doğuya” bakıyor. Genel olarak, Çin KYG stratejisi sayesinde sessizce ekonomik başarıya doğru ilerlemektedir. Onun siyasi başarısı, Çin’in de parçası olacağı Yeni Dünya Düzeni’nin ortaya çıkışında dikkate değerdir.
Rusya’nın Stratejisi: Uzun Vadeli Yeniden Konumlanma ve Sıcak Sulara Erişim
Suriye’deki Rus çıkarları, jeoekonomik düzeyde uzun vadeli stratejik planların sürekliliğini yarattı. Suriye aracılığıyla Rusya, uluslararası bir varoluşa ve nihayetinde verimli olacak bir dizi ekonomik ve politik-stratejik fırsata sahip oldu.
Rusya’nın Suriye’yi destekleme stratejisinin birçok doğrudan ve dolaylı nedeni var: Mevcut Rus-Suriye ittifakını güçlendirmek; aşırılık yanlısı yayılmayı durdurmak; Suriye’nin stratejik konumundan yararlanmak; Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya’daki birçok güçlü devlet ile yakınlaşmak için ideal bir fırsatı temsil eden, Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik gücünü güvence altına almak (Rodkiewicz, 2017Rodkiewicz, W. (2017, Aralık). Russia’s Middle Eastern policy: Regional ambitions, global objectives. OSW Studies, (71). adresinden alındı.). Suriye’deki Rus varlığı, Rusya’nın Akdeniz’in7 sıcak sularına erişmesine ve Suriye’nin komşularıyla jeostratejik bir yakınlaşmaya izin verdi. Rusya, birçok komşu ülkenin enerji bağımlılığını kontrol etmeye, -özellikle hidrokarbonlar giderek enerji güvenliğinin ve tüm devletlerin kaygılarının merkezinde yer almaya başladıkça- kaynakların üretimi, taşınması ve dağıtımı üzerinde bir avantaj yaratmaya çalışmaktadır.
Şekil 4. Suriye Planlama ve Uluslararası İşbirliği Komisyonu Başkanı Imad Sabouni ve Çin’in Suriye Büyükelçisi Feng Biao Şam’da ekonomik işbirliği anlaşması imzaladı, 4 Mart 2020. (Ammar Safarjalani/Xinhua)Şekil 5. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 17 Mayıs 2018 tarihli Rusya ziyareti. (President of Russia website)Şekil 6. İran Genelkurmay Başkanı Muhammad Hüseyin Bagheri ve Suriye Savunma Bakanı Ali Abdullah Eyüb Başkent Şam’da bulunan Savunma Bakanlığı’nda “kapsamlı” bir askeri anlaşma imzaladılar, 8 Temmuz 2020. (Ammar Safarjalani/Xinhua)
Suriye, hem sınırları içinde hem de uluslararası alandaki Rusya korumasından memnundur. Başkan Putin, Şubat 2018’de Suriyelilerin altyapılarını, hastanelerini, okullarını, sanayisini, tarımını ve ticaretini yeniden canlandırmalarına yardımcı olmanın çok önemli olduğunu söyledi. Rusların çatışma sonrası Suriye’deki yeniden yapılanma projesi, “Marshall Planı”nın bir versiyonu olarak sunuldu. Suriye’nin “insani yeniden inşası” konusunda ısrar etmek Rusya’ya pozitif bir uluslararası lider imajı vermektedir.
Çin-Rus ittifakı Yeni Dünya Düzeni’nin çok kutupluluğuna doğru ilerlemektedir. İttifaklarının potansiyeli ise göz ardı edilemez boyuttadır. Başkan Putin’in vizyonu sadece Rusya’nın değil, Çin’in de yürüttüğü bir projedir. Rusya, Çin ile çalışmanın Moskova’nın uluslararası arenada en güçlüler arasında yer alması için ideal bir çözüm olacağını bilmektedir. Suriye, özellikle İran’ın (Çin ve Rusya’nın stratejik bir müttefiki) Batı’nın yaptırımlarına maruz kaldığı ve Çin’in, ABD ile ticaret savaşına girdiği bir dönemde, Suriye’deki savaş öncesinde ve sırasında Moskova ve Pekin’e aralarındaki işbirliği için yeni fırsatlar sunmuştur.
Çin için Suriye ile işbirliği, karşılıklı güvenlerini güçlendirmek amacıyla Moskova ile bağları pekiştirmenin bir yolu olarak görülmektedir. Ayrıca, iki oyuncu arasında büyüyen bir ekonomik işbirliği mevcuttur. Moskova ve Pekin, Rusya ve Suudi Arabistan’ı Çin petrol piyasasında rakip yapan birkaç enerji anlaşması imzaladı. Nitekim ekonomik ortaklıkları Suriye’deki çatışmanın çözümüne yönelik işbirlikleri sayesinde büyümüştür ve Batı’ya karşı benzer bir konumu paylaşmaktadır.
Beş Deniz bölgesi ve KYG tüm taraflar için bir avantaj olabilir. Bu iki güç için İran, Irak ve Suriye ile hedeflerine ulaşmada ayrı ayrı çaba göstermelerindense birlikte çalışmaları daha avantajlıdır. Rusya, Suriye’deki uzun vadeli konumunu güçlendirmek istemektedir. Ancak, ülke yeniden inşa edilmezse bu mümkün olmayacaktır. Bu noktada, Çin’in rolü devreye girmektedir. Çin’in, Suriye’deki gelecek yeniden yapılanma projelerinde ve çatışma sonrası yatırım fırsatlarında yer almak için Rus ve İranlı müttefikleriyle bir araya geldiği belirtilmektedir.
İstikrarsızlaştırma Etkeni Olarak ABD Ortadoğu ülkelerinin iç siyasetini felç etmek, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana ABD dış politikasının belirleyici bir özelliği olmuştur. Afganistan’dan Irak’a veya Kuzey Afrika’ya, ekonomik kalkınma perspektifinden herhangi bir ABD yardımının başarıya ulaştığını söylemek güçtür. Hiçbir Amerikalı yetkili, 2001’den beri Afganistan ve 2003’ten beri Irak gibi işgal edilen iki ülkeyi önceden bilgilendirmeden ve korkusuzca ziyaret edemez. Amerikan yönetimi, Çin’i kontrol altına almak ve Rus kuvvetlerini yeni bataklıklara ve yeni savaş alanlarına itmek amacıyla Ortadoğu’yu daha da kışkırtmak için hiçbir çabadan kaçınmadı (Ghatrouf, 2018aGhatrouf, M. N. (2018a, Eylül 30). Le Moyen-Orient entre les options américaines et les décisions russes Qui épuise l’autre? Reseau International. adresinden alındı.). Yukarıda bahsedilen iki istilanın başarısızlığı ile Libya, Suriye ve Yemen’de Washington’un açık askeri ve siyasi desteğine rağmen başarısızlığı, Pentagon’un Ortadoğu’daki uzun süren çatışmalardan uzaklaşma kararını haklı çıkarmaktadır. ABD Savunma Bakanı Vekili Christopher Miller, ABD askerlerine gönderdiği bir notta onlara şöyle seslenmektedir: “Savaşları sona erdirmek, uzlaşma ve ortaklık gerektirir. Meydan okumayla karşılaştık ve elimizden gelen her şeyi yaptık. Şimdi tüm askerlerimiz, denizcilerimiz, havacılarımız, sahil muhafızlarımız, uzay uzmanlarımız ve siviller için eve dönme zamanı. Savaştan bıkanlardan biriyim, çabalarımızı liderlikten, destekleyici role geçirdiğimiz kritik aşamadayız. Bizler ebedi savaşı savunan bir toplum değiliz - bu, savunduğumuz ve atalarımızın uğruna savaştığı her şeyin antitezi. Tüm savaşlar bitmeli.” (ABD Savunma Bakanlığı, 2020ABD Savunma Bakanlığı. (2020, Kasım 13). Memorandum for all department of defense employees (1 000 Defense Pentagon Washington, DC 20301-1000). adresinden alındı.). Toplumlara yukarıdan akıl veren yöntemlerle dünyanın patronu rolünde ülkeleri yeniden yapılandırmadaki başarısızlığının ardından, ABD, bir dünya kutbu olarak sadece yaptırım veya savaş silahlarını kullanabileceğini düşünüyor görünmektedir.
Aslında İran, Suriye’nin yakın bir müttefiki olarak Rusya ve Çin ile birlikte, özellikle coğrafi alanın tümünü kontrol eden düzinelerce Amerikan askeri üssünün varlığıyla uygulanan ablukayı ve kuşatma politikasını kırmaya çalışmaktadır. Amerikalı siyasetçi Mitt Romney, “Suriye, İran’ın Arap dünyasındaki tek müttefiki. Denize giden yolları” diyerek olağanüstü bir açık sözlülük göstermiştir (The Guardian, 2012The Guardian. (2012, Ekim 23). Romney gaffe: ‘Syria is Iran’s route to the sea’. adresinden alındı.). Suriye, İran’ın Akdeniz’e ve dolayısıyla Avrupa ve Amerika kıtasına doğrudan erişmesine izin veriyor ve karşılığında da Körfez kıyısı ve doğu ile bağlantılı kalıyor.
Türkiye’nin Dış Politika Değişimi “Sıfır Sorun”dan “Sırf Sorun”a: Sıradaki? 9
Yıllar boyunca, eski Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “komşu ülkelerle sıfır sorun” politikası Türk dış politikasının amiral gemisi konseptiydi ve 2000’li yıllarda Suriye dahil herkesle ticaret geliştirmek amaçlanıyordu. Tunus’taki protestolar başlayıp genişlediğinde, Türk liderleri durumu istismar edip tek taraflı oynamaya ve Suriye’nin kuzey sınırlarını ihlal edip o bölgeleri teröristler için merkezileştirerek Suriye’ye karşı savaş hazırlıkları yapmaya başladılar. 2011’den beri komşu ülkelerle artan çatışma, Erdoğan’ı daha saldırgan ve mezhepçi olmaya itti. Batı, Ankara’yı açıkça eleştirmeye başladı. 2006 yılında, “uzun süredir AB adayı olan Türkiye’nin Birliğe katılma şansı sorulduğunda, İngiltere Başbakanı David Cameron, ülkenin mevcut ilerleme hızına bağlı olarak muhtemelen ‘3000 yılına kadar’ katılmaya hazır olmayacağını söyledi. Bu, Erdoğan’a tepki göstermek ve Batılı ülkeleri ‘komploları’ ile suçlamak için mükemmel bir fırsat verdi. Ancak Türk Cumhurbaşkanı daha sonra Batı’nın Türkiye’yi ‘barajları, köprüleri ve metroları’ yüzünden ‘kıskandığını’ iddia ederek ‘Batı komplolarına’ yeni bir unsur daha ekledi” (Djavadi, 2016: par.31Djavadi, A. (2016, Haziran 6). Turkey's foreign policy: from 'zero problems' to 'nothing but problems'. Radio Free Europe Radio Liberty. adresinden alındı.).
Bazı Avrupalı siyasetçilerin ayrımcı ve şovenist beyanlarına rağmen Türkiye bölgesel işbirliği ilkesine bağlı kalırsa bölgede önemli bir rol oynayabilir. Maceracı tek taraflılığın özellikle Suriye'deki başarısızlığın ardından, Türkiye’nin kısa süre sonra bölgesel ve uluslararası işbirliğine geri dönmeye zorlanması muhtemeldir. Bu durum, göç akımlarının ve Avrupa'daki aşırılığın artışıyla daha da hızlanacak ve bu da Türkiye'yi daha fazla işbirliğine zorlayacaktır (English Lokmat, 2020English Lokmat. (2020, Kasım 2). Erdogan’s belligerent policies leave Turkey more isolated than ever. adresinden alındı.).
İki ülke, Türkiye ve Suriye (Irak ve İran ile birlikte) sadece bölgesel güvenlik konularında değil, aynı zamanda AB, Balkan, Kafkas ve Arap ülkeleriyle daha yakın ilişkiler kurmada da potansiyel ortaktır.
Uluslararası çelişkilere oynamak yerine, Türkiye sadece Suriye’de değil, aynı zamanda Irak’ta (yirmi yıldır Amerikan varlığının zarar verdiği) ve tüm bölgede Rusya ve Çin ile işbirliği içinde, devasa yeniden yapılanma projelerinin hayata geçirilmesi gereken Beş Deniz bölgesinin kalbinde bir kaldıraç olabilir.
Beş Deniz ve KYG: Levant Havzası’nın Efsanesi Gerçekleşiyor Mu?
Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana (1990-1991), ABD’nin neo-muhafazakarları bu bölgeyi Avrasya güçlerinin yeniden yükselişini önlemek için kontrol edilmesi gereken bir “görev alanı” olarak gördüler. Bu alan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, Suriye, Lübnan ve İran’a kadar uzanan jeopolitik hedeflerini gizlemeyen Çin için büyük bir stratejik menfaat alanıdır. “Jeopolitik bir merkez” olarak bölge, Çin'in “bereketli hilal” veya Basra Körfezi gibi kilit bölgelere erişimini sağlarken, rakiplerinin de erişimini kısıtlama imkanı sunuyor.
Ortadoğu’nun çekirdeğinde yer alan beş ülke (İran, Türkiye, Irak, Suriye ve Lübnan) KYG’nin bir parçası olmakla ilgileniyor. Suriye, KYG’de özel bir yere sahip olacak. Pekin, Ekim 2011’den bu yana Suriye’deki savaşın çözümünde yer aldı ve 2016’da özel bir temsilci atadı. Bununla birlikte, barış ancak hukuka ve ulusal egemenliğe saygı gösterilerek sağlanabilir. Yeniden yapılanma, şu klasik düzende tasarlanamaz: Batı’dan gelen bir bağış havuzu ve kendisini yok eden hayırseverlerin insafına muhtaç bir Suriye.
Suriye’nin ekonomik zayıflığına ve ABD’nin düşmanlığına rağmen, Rusya ve İran ile olan ittifakıyla Şam son yıllarda siyasi etkisini yeniden canlandırabildi. Suriye iddialı ekonomik stratejisi için çetin bir mücadeleyle karşı karşıyadır ancak Irak’ın büyük enerji kaynakları devreye girdikçe vizyonu daha da gelişecektir.
Rusya ve İran arasındaki mevcut ittifak ve Irak ile göreceli bir anlayışa dayanarak Irak’tan Avrupa’ya doğalgaz akışının sağlanmasında, Akdeniz’e tek çıkış noktası olarak, İran gazının da aynı boru hatlarından geçme olasılığı da dikkate alındığında, Suriye hâlâ coğrafik konumunu kullanma potansiyeline sahiptir. Suriye’nin kuzey sahillerindeki potansiyel doğalgaz ve petrol kapasiteleri de akılda tutulmalıdır.
“Siyasette imkansız” diye birşey yoktur. Suriye’nin Suudi Arabistan ve Türkiye ile ilişkilerine geri dönme ihtimali olduğu akılda tutularak, Ortadoğu’daki istikrarsızlıkların üstesinden gelinebilir.
İronik bir şekilde, Trump liderliğindeki ABD, serbest ticaret şampiyonu ve çevre koruyuculuğunda dünya lideri rolünden vazgeçerken, Çin serbest ticaret savunuculuğunu devraldı. Sonsuz acımasızlıkla devam eden Suriye trajedisi, Batı’nın iddialarını boşa çıkardı ve en sinsi stratejilerini ortaya serdi. Ama en kötüsü, terörizmi temize çıkarmak oldu. Bruno Guigue’nin (2020Guigue, B. (2020, Ekim 22). Le théorème de Bachar al-Assad. Reseau International. adresinden alındı.) sorguladığı gibi, “Avrupa topraklarına yapılan her saldırıda, başka yerlerde besledikleri ve övdükleri terörist şiddete yönelik öfkeli kınamalar yağdıran bu politikacıların iki yüzlülüğü karşısındaki tiksintiye nasıl direnebiliriz? Suriye’deki savaş, en başından beri muhalif koalisyonu yenmek için bir koalisyonun kurulduğu büyük ölçekli bir uluslararası çatışmadır (Ghatrouf, 2018bGhatrouf, M. N. (2018a, Eylül 30). Le Moyen-Orient entre les options américaines et les décisions russes Qui épuise l’autre? Reseau International. adresinden alındı.)”. “İsyancılar”, “demokratlar”, “ılımlılar”, “laikler”, “İslamcılar” veya “cihatçılar” arasındaki farklar, Batılı güçler ve onların müttefikleri tarafından öne sürülen sığ ayrımlardır. Şimdi herkes, son on yıldır Suriye çatışmasının arkasında yatan gerçeğin devlet destekli terörist yapılanmaları ile ülkesini yabancı işgaline karşı savunan ulusal bir ordu arasındaki mücadele olduğunu anlamaktadır. Ama bu, aynı zamanda bir bumerang gibi geri dönerek dünyanın dört bir yanına zehrini saçmıştır (Guigue, 2020Guigue, B. (2020, Ekim 22). Le théorème de Bachar al-Assad. Reseau International. adresinden alındı.).
Ortadoğu’daki büyük kriz aynı zamanda büyük bir fırsat da olabilir. “Aynı zamanda Çin’de ve BRICS ülkelerinde çok umut vaadeden gelişmeler meydana gelmektedir. Şu anda hangi yönün daha güçlü olduğunu söylemek çok zordur. Alman siyasi aktivist Helga Zepp-Larouche’nin vurguladığı gibi, kalkınma Ortadoğu’ya barışı getirmenin tek yoludur ve kalıcı bir çözüme ancak ‘Kalkınma yoluyla barış’ kavramıyla ulaşılabilir” (Hartmann, 2015: 5Hartmann, A. (2015, Kasım 13). The Peace Dividend of the New Silk Road: Global Reconstruction of the Physical Economy. Executive Intelligence Review, 42(45), 5-7. adresinden alındı.). Bu fikir, özellikle Avrupa’daki son olaylarla (birçok Avrupa ülkesindeki göç dalgaları ve Fransa ve Avusturya’daki terörist eylemlerle) birlikte uluslararası gündeme çoktan girdi.
9 yıldan fazla süren Suriye Savaşı, çatışmaya dahil olan uluslararası ve bölgesel aktörlerin gerçek yüzlerini gösterdi. Bu durum, hem Ortadoğu’nun hem de dünya düzeninin jeopolitik konfigürasyonunu değiştirdi. Ortadoğu’daki sorunlar, kolektif yapısı gereği, yapıcı çözümlerde işbirliğini gerektirmektedir. “Her zaman olduğu gibi, Ortadoğu’nun daha iyi bir uluslararası değişimin tecrübe edileceği bir mikrokozmos olduğu görülüyor. ABD’nin tek kutupluluk çağı sona ererken, belki de bu durum gereksiz savaşlar ve ekonomik öngörüsüzlüklerle hızlanırken, Ortadoğu’daki uluslararası ilişkilerin dünya siyasetinin çok kutupluluğunu yansıtması çok daha muhtemeldir. Böyle bir durumda, küresel değişimde kilit rolü yalnızca bölge ülkeleri oynamayacaktır. Çin, Hindistan ve Brezilya gibi yükselen ekonomiler de liderlik rolü için talip olacaktır”(Phillips, 2010b: par.10Phillips, C. (2010, Temmuz 25). Syria and the west: another wasted decade. The Guardian. adresinden alındı.).
Şekil 4Suriye Planlama ve Uluslararası İşbirliği Komisyonu Başkanı Imad Sabouni ve Çin’in Suriye Büyükelçisi Feng Biao Şam’da ekonomik işbirliği anlaşması imzaladı, 4 Mart 2020. (Ammar Safarjalani/Xinhua)
Şekil 6İran Genelkurmay Başkanı Muhammad Hüseyin Bagheri ve Suriye Savunma Bakanı Ali Abdullah Eyüb Başkent Şam’da bulunan Savunma Bakanlığı’nda “kapsamlı” bir askeri anlaşma imzaladılar, 8 Temmuz 2020. (Ammar Safarjalani/Xinhua)
Eski Başkan George W. Bush yönetiminde 2001’den 2005’e kadar ulusal güvenlik danışmanlığı ve 2005’ten 2009’a kadar Dışişleri Bakanı olarak görev yapmış Amerikalı diplomat.
2
15 Kasım 2020’de, Çin ve diğer on dört ülke (Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Avustralya dahil), tarifeleri aşamalı olarak düşürmeyi ve mallar için pazar erişimini daha da artırmayı amaçlayan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ticaret anlaşmasını imzaladı (Suratman, 2020).
3
Mekansal sermaye: Bir aktörün biriktirdiği tüm kaynaklar, stratejisine göre toplumun mekansal boyutunun kullanımından yararlanmasına izin verir. Bir aktörün ölçek ve matrisin avantajını alma kapasitesine dayanır ve belirli jeografik düzenlemelerin kontrolüyle elde edilen faydalardan oluşur (Lévy & Lussault).
4
Örneğin, sosyalist planlama mekanizmalarından sosyal piyasa ekonomisine geçiş ve petrol, fosfat ve pamuk kiralarına bağlı bir ekonomiden katma değeri en üst düzeye çıkarmaya dayalı bir ekonomiye geçiş.
5
Türkiye, hem Washington’da hem de Avrupa başkentlerinde Batı demokrasileri ile Ortadoğu’nun Müslüman dünyası arasında bir “köprü” görevi görecek bir “model” olarak görülmekteydi. (Djavadi, 2016).
6
İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarının bir kısmını ilhak etmesi, uluslararası yasalara aykırı olarak yerleşimlerin genişlemesi, ABD’nin İsrail’in işgal altındaki Suriye’nin Golan Tepelerini ilhak etmesi, 2000’ler ve 2010’larda Afganistan ve Irak’taki Amerikan başarısızlığı.
7
Suriye’nin Akdeniz kıyısında Tartous’ta bir deniz üssünün Rusya tarafından kullanımı burasının Rusya’nın Akdeniz’deki tek deniz penceresi olarak görülmektedir.
8
Amerikalılar askeri üslerini Afganistan'dan Cibuti'ye Körfez ülkelerinden geçerek Ortadoğu'nun her yerinde inşa ederken, pek çok yazar gibi, bu araştırmacı da (paranoyayı çağrıştırdığı için) İranlıların teknolojik ve ekonomik kalkınma stratejilerini benimseme ve Suriye ile ittifaklarında Akdeniz'e erişme haklarına itiraz ediyordu.
9
(Romano, 2020).
10
Mao ZeDong'un 1956'da belirttiği gibi "Bu nedenle, ABD'yi geçmek sadece mümkün değil, aynı zamanda kesinlikle gerekli ve zorunludur. Bunu yapmazsak, Çin milleti dünya uluslarını yarı yolda bırakmış olacak ve biz insanlığa pek bir katkı yapamayacağız" (Marxist, t.y.).
Amin, S. (1999). Regionalization in response to polarizing globalization. In B. Hettne, A. Inotai & O. Sunkel (Eds), Globalism and the new regionalism: the new regionalism. London: Palgrave Macmillan.
Barnes, J. & Bowen, A. (2015). Rethinking U.S. strategy in the Middle East. The Center For Houston: The Middle East At The Baker Institute For Public Policy And The Center For The National Interest.
Dorsey J. M. (2020, Haziran). Syria lures but will China bite? The Geneva Centre for Security Policy (GCSP), Syria Transition Challenges Project, Discussion Paper (7). https://dam.gcsp.ch/files/doc/syria-andchina-dorsey adresinden alındı.
Lin, C. (2013, Nisan). China’s strategic shift towards the region of the four seas: The middle kingdom arrives in the Middle East. The Institute for Strategic, Political, Security and Economic Consultancy (ISPSW), (226), 4. https://www.files.ethz.ch/isn/163381/226_Lin.pdf adresinden alındı.
Marxist. (t.y.). Selected works of Mao Tse-tung: Strengthen party unity and carry forward party traditions [Speech at the first session of the preparatory meeting for the Eighth National Congress of the Chinese Communist Party August 30, 1956]. https://www.marxists.org/reference/archive/mao/selected-works/volume-5/mswv5_53.htm adresinden alındı.
Peyrefitte, A. (1973). Quand la Chine s’éveillera, le monde tremblera. Paris: Fayard.
Peyrefitte, A. (1997). La Chine s’est éveillée. Paris: Fayard.
SANA. (2010, Mayıs 9). Presidents Al-Assad and Gul: The Syrian-Turkish relations are built on solid foundations, and the two countries are working to achieve peace and prevent war. www.sana.sy/?p=2668 adresinden alındı.