Mevcut makale şu sorulara yanıt aramaktadır: Çin’in gündeminde hangi çevresel sorunlar bulunmaktadır? Çin, maruz kaldığı yakıcı çevresel sorunlara nasıl bir yaklaşım geliştirmiştir? Çin’in çevre politikaları hangi yönde gelişmektedir? Süreç izleme yöntemi üzerine kurulu bu incelemenin sonuçlarına göre Çin, maruz kaldığı ciddi çevresel yıkımın bilincinde bir şekilde, çevre sorununu, bir “beka sorunu” olarak benimseyip kendi milli güvenlik stratejisinin merkezine yerleştirmiştir. Çin, çevre sorununa sistemli bir yaklaşım getirerek “ekolojik uygarlık” önerisini “ekolojik emperyalizmin” karşısına dikmiştir. Ancak Çin, ekolojik uygarlık inşasının henüz başındadır ve kat etmesi gereken daha uzun bir yolu vardır. Özet olarak söylenebilir ki Çin’in ekolojik uygarlık inşasında attığı ilk adımlar; bütün dünyaya örnek olan ve ASEAN, Yeşil İpek Yolu, Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi mecralardaki uluslararası işbirliği sayesinde gelişmekte olan dünya ile paylaşılan, birbiriyle iç içe geçmiş ve hala sürmekte olan üç farklı çevresel devrim ile ilerletilmektedir: Temiz enerji devrimi, yeşil tarım devrimi ve sürdürebilir kentleşme devrimi. Çin, yeşil finans alanında dünya lideri haline gelmiştir. Sürdürülebilir mimari alanında, dünyada Kanada’dan sonra en güçlü ülke olarak sivrilmiştir. Dünyadaki eko-kentlerin %43’ünden fazlasının Çin’de olduğu düşünüldüğünde, Çin’in küresel eko-kent hareketi içinde de liderlik pozisyonuna kavuştuğu anlaşılmaktadır. Çin kentleri, dünyanın en kirli kentleri sıralamasında ilk sıradaki yerlerini Hindistan ve Pakistan gibi ülkelere bırakmaya başlamıştır. Ayrıca bu kentlerden bazıları, dünyanın en büyük kanalizasyon arıtma sistemine sahip kentleri olarak parmakla gösterilmektedir. Yeşil kentleşme olgusu ile ilgili bir diğer önemli husus da Çin’in dünyanın en büyük elektrikli araba ve bisiklet pazarı haline gelmesidir. Tabii, aynı zamanda dünyanın elektrikli otobüs üretim ve tüketiminin merkezi olarak Çin’in dünyanın en uzun metro sistemlerini geliştirdiği toplu taşımacılık alanında da benzer bir başarı söz konusudur. 2013 yılından itibaren Çin’in toplam enerji tüketiminde kömürün payını büyük çabalarla gözle görülür şekilde düşürmesi ile toplam enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların ağırlığının artması, sürdürülebilir enerji devriminin sadece bir parçasıdır. Bununla birlikte Çin, temiz enerjiye en fazla yatırım gerçekleştiren ülke olarak isminden söz ettirmeye başlamıştır. Bugün Çin, dünyanın en büyük rüzgâr, güneş ve hidroelektrik sistemine sahip durumdadır. Çin, sadece benimsediği yeşil ürün standartları ve sertifikalı organik tarım arazilerindeki artışlar ile öne çıkmamaktadır. Dünyanın en geniş üçüncü organik tarım yapılan tarımsal arazisiyle yeşil tarımın dünya liderleri arasına girmiştir.
Çın, dünyada nüfus büyüklüğü bakımından en kalabalık ve toprak genişliği bakımından dördüncü en geniş ülke olarak bilinir. Aşırı nüfus ve toprak genişliğinin yol açtığı zorlukların yanı sıra yarı sömürge geçmişi nedeniyle ve Batı emperyalizminin baskıları altında 1949 yılından beri az gelişmişlik ile mücadele etmektedir. Tabii Çin’in kaynak kıtlığı, az gelişmişlikle mücadelede bir dezavantaj olarak belirir. Çin, dünya nüfusunun %22’sini bünyesinde barındırmasına karşın dünyadaki tarıma elverişli toprakların ve tatlı su kaynaklarının sadece %7’sine, dünyadaki doğal kaynakların ise sadece %8’ine sahiptir. Yüzölçümünün %65’i tarıma elvermeyecek ölçüde engebelidir ve sadece %19’u insan ikametine müsaittir. Dahası, Çin’in 56 farklı etnik unsuru bünyesinde barındırması; kaynak kıtlığı ve diğer siyasal, coğrafi ve demografik zorluklar ile birlikte ulusal birliğini muhafaza etme ve gelişme çabalarına yapısal bir sınırlama getirir (Morton, 2006Morton, K. (2006). International Aid and China's Environment: Taming the Yellow Dragon. London: Routledge.; Naughton, 2018Naughton, B.J. (2018). The Chinese Economy: Adaptation and Growth (second edition). Cambridge: MIT Press.).
Bütün bu zorlayıcı şartlara karşın Çin, tarihte görülmedik bir ekonomik kalkınma performansı sergileyerek gelişmekte olan dünyaya örnek bir model sunmuştur. 1979 ve 2018 yılları arasında Çin ekonomisi, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) yönetimi altında yıllık ortalama %9.4 oranında büyüme kaydetmiş ve dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelmiştir (X. Hu, 2020Hu, X. (2020). Forecast of China’s Average Annual Economic Growth Rate Based on BP Neural Network. J. Phys.: Conf. Ser. 1629 012040.). Böylelikle, dünyanın en büyük üretici ve ihracatçısı olarak kendini tescil ettirmiştir. 2015 yılına gelindiğinde, dünyadaki çamaşır makinelerinin %40’ı, tekstil ürünlerinin %50’si, düğmelerin %60’ı, ayakkabıların %70’i, televizyonların %80’i ve oyuncakların %90’ı Çin’de üretiliyordu. Çin; aynı zamanda bilgisayar, ev eşyaları, havacılık ve sağlık ürünlerinin üretiminde büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Ayrıca, 1990 ve 2015 yılları arasında kendi çabalarıyla dünyadaki yoksulluğun %70’inin ortadan kaldırılmasını sağlamıştır (Gardner, 2018Gardner, D. K. (2018). Environmental Pollution in China: What Everyone Needs to Know. New York: Oxford University Press.).
2020 Yılı Çevre Performansı Endeksi (ÇPE) Puanları
Puanlardaki 10 Senelik Değişim
2020 Yılı ÇPE Dünya Sıralaması
Çin
37.3
8.4
120
Brezilya
51.2
4.9
55
Rusya
50.5
3.9
58
Hindistan
27.6
0
168
Güney Afrika
43.1
8.5
95
ABD
69.3
2.9
24
Genel çevre performansı göstergeleri de Çin’deki çevre sorununun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Örneğin; Çevre Performansı Endeksi, ülkelerin çevre politikalarının başarısını ölçmek için kullanılan bir göstergedir. Bu endeks, iki temel bileşenden oluşur. Çevre sağlığı bileşeni; fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin çevreye olumsuz etkileri, hava ve su kalitesi ile sıhhi temizliğe bakar. Ekosistemin canlılığı bileşeni ise karbon yoğunluğu, biyoçeşitlilik, balık stokları, ormanlık alanlar, atık su arıtımı ve nitrojen dengesi gibi değişkenlere yoğunlaşır (Environmental Performance Index, 2020aEnvironmental Performance Index. (2020a). Global Metrics for the Environment: Ranking Country Performance on Sustainability Issues.). Gelişmekte olan lider ülkeleri temsilen BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) topluluğu ile emperyalist dünyanın lideri ABD’nin Çevre Performansı Endeksi puanları karşılaştırıldığında, Çin’in 2010-2020 döneminde Güney Afrika’yı takiben en yüksek çevre performansı büyümesine sahne olduğu kolaylıkla görülmektedir. Güney Afrika’nın performans artırımı 8.5 puan iken Çin’inki 8.4 puan olarak kayda geçmiştir (Tablo 1). 10 senelik dönem içerisinde Hindistan hiçbir ilerleme kaydedemezken Brezilya, Rusya ve ABD’nin performans artırımı sırasıyla 4.9, 3.9 ve 2.9 olmuştur. Çin’in hızla artan çevre performansı bu ülke açısından önemli bir gelişmedir. Ancak Çin’in, 2020 yılında Çevre Performansı Endeksi’ne dahil edilen 180 ülke içerisinde 120. sırada kaldığı da not edilmelidir. Çin’in 2020 yılına ait puanı, 27.6 puanda kalan Hindistan’ı geçmesine karşın sadece 37.3’tür. Brezilya, Rusya, Güney Afrika ve ABD’nin puanları sırasıyla 51.2, 50.5, 43.1 ve 69.3 olarak kaydedilmiştir (Tablo 1). Karşılaştırmalı performans artışları ve mutlak puanlar birlikte değerlendirildiğinde karşımıza çıkan genel tablo; Çin’in, çevre sağlığı ve ekosistem canlılığı bakımından hala son derece ciddi sorunlarla boğuşuyor olmakla birlikte bu sorunları çözme yolunda güçlü bir irade ve başarı ortaya koyduğunu göstermektedir (Environmental Performance Index, 2020bEnvironmental Performance Index. (2020a). Global Metrics for the Environment: Ranking Country Performance on Sustainability Issues.).
Çevre Performansı Endeksi’ne ek olarak, ekolojik ayak izi, insanın çevreye etkilerini ortaya koyma amacıyla ülkelerin doğal kaynak talebindeki değişimleri yansıtan bir göstergedir. Ekolojik ayak izi göstergesi dahilinde, ekolojik kaynakların kullanımı mevcut biyolojik olarak verimli alanların genişliği ile karşılaştırılır. Bu şekilde, ülkelerin, yenilenebilir kaynakların yenilenmesi ve atıkların emilmesi için yeterli kapasiteye duyacağı ihtiyaç tahmin edilir (Robbins, 2007:509-10Robbins, P. (Ed.). (2007). Encyclopedia of Environment and Society. London: SAGE.). Hızla gelişmekte olan bir ülke olarak Çin’in, beklenildiği gibi ekolojik ayak izinde sürekli bir artış yaşanmaktadır. Ancak bu artışın 2000’li yıllarda daha güçlü bir ivme kazandığı gözlerden kaçmamaktadır (Şekil 3).
Hava kirliliği, Çin’in temel çevre sorunları içerisinde belki de en göz önünde olanıdır. Dolaylısıyla, Çevre Performansı Endeksi ve ekolojik ayak izi gibi genel göstergelerin yanı sıra Çin’in hava kirliliğindeki durumunu da kısaca değerlendirmek gerekir. Gelişmekte olan lider ülkeleri temsilen BRICS topluluğu ile emperyalist dünyanın lideri ABD’nin hava kirliliği alanındaki performansı, ince partiküllere (PM2.5) Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği sınır değerlerin üzerindeki değerlerde maruz kalan nüfus oranına göre karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirilebilir. Buna göre, 2011-2017 döneminde ABD ve Brezilya’nın başarılı performansı, Çin ve örneklemde kayda değer bir performans gösteremeyen diğer ülkelere nazaran dikkat çekmektedir. Brezilya ve ABD, hava kirliliğine maruz kalan nüfus oranını sırasıyla %91.92 ve %46.68’den %68.12 ve %3.34’e çekmeyi başarmıştır. Çin’in ise, 2017 yılına kadar performansını yeteri kadar ilerletemediği anlaşılmaktadır (Dünya Bankası, 2021, Şekil 4Dünya Bankası. (2021). Database. adresinden alındı.). Ancak, 2020’ye kadar kentsel hava kirliliğinde gözle görülür başarılar elde edilmiştir. Eskiden Çin’in, hava kirliği bakımından dünyanın en kirli şehirleri arasında büyük yer işgal etmesine karşın, 2020 yılında dünyanın ilk 15 kirli şehri arasında Çin’den sadece Hotan şehri yer almaktadır. Listede çoğunluğu Hindistan ve Pakistan ikilisi işgal etmektedir (Earth.Org, 2021Earth.Org. (2021). 15 Most Polluted Cities in the World. adresinden alınıd.; IQAir, 2021IQAir. (2021). World’s Most Polluted Cities in 2020 - PM2.5 Ranking | AirVisual. adresinden alındı.; Zhang, 2014Zhang, J. (2014). Foreign Direct Investment: Regional Dimensions. New York: Palgrave Macmillan.).
Bununla birlikte, Çin’in ekolojik emperyalizm denilen bir olguya maruz kaldığının da altının çizilmesi gerekir. Ekolojik emperyalizm; kapitalist-emperyalist sisteme hâkim Batı metropollerinin, maliyetleri kısma amacıyla emek ve doğal kaynak sömürüsünün merkezini büyük bir çevresel yıkım pahasına gelişmekte olan ülkelere kaydırmasını betimler (Gürcan, Kahraman, & Yanmaz, 2021Gürcan, E. C., Kahraman, Ö.E., & Yanmaz, S. (2021). COVID-19 and the Future of Capitalism: Postcapitalist Horizons Beyond Neo-Liberalism. Nova Scotia: Fernwood Publishing.). Bu süreç, kapitalizmin tarihi boyunca işletilmiştir. Ancak neoliberal paradigmanın benimsenmesiyle 1970’li yıllarda ivme kazanmış ve o dönemden bugüne belki de en fazla Çin’i etkilemiştir. Çin ise sosyalist sisteminden vazgeçmeksizin ve kimi zaman büyük sosyo-ekonomik ve çevresel bedeller ödeyerek bu konjonktürden faydalanmasını bilmiştir. Uzun vadede, devletin yol göstericiliğinde teknoloji transferine ortam sağlayan ortak iştirakler üzerinden “Çin rüyası” olarak tarif edilen yeni bir refah modelinin temellerini atmıştır.
Ekolojik emperyalizm, Batı metropollerinden yönetilen kapitalist-emperyalist sistemin neden olduğu çevresel yıkımın ekolojik, siyasal ve ekonomik faturasının emperyalist sömürünün hedefi olan gelişmekte olan ülkelere kesilmesiyle sonuçlanır (Gürcan, Kahraman, & Yanmaz, 2021Gürcan, E. C., Kahraman, Ö.E., & Yanmaz, S. (2021). COVID-19 and the Future of Capitalism: Postcapitalist Horizons Beyond Neo-Liberalism. Nova Scotia: Fernwood Publishing.). Kendi varlığını 16. yüzyılın coğrafi keşifleri ve büyük bir insani ve çevresel yıkım pahasına yer altı zenginliklerinin yağmalamasıyla küreselleştiren Batı kapitalizmi, Sanayi Devrimleri ile çevrenin yağmasını başka bir boyuta taşımıştır. 20. ve 21. yüzyıllarda yaşanan dünya ve bölge ölçeğindeki büyük savaşlar, çevresel felaketlerin daha da küreselleşmesini doğurmuştur. 1970’li yıllardan itibaren ise ABD’nin önderliğinde benimsenen neoliberal politikalar üzerinden gelişmekte olan dünyadaki ucuz emek ve denetimsizlik olanaklarını sömürmeye başlayan emperyalizm, üretim merkezinin Asya’ya kaydırılmasını sağlamıştır. Ancak ne zaman ki Çin, ucuz emek avantajını milli devletin güçlenmesi ve halkın refahının artırılması yolunda dönüştürüp emperyalist metropollerin ekonomik hegemonyasına gölge düşürmeye başlamış; işte o zaman Çin’e karşı Batı merkezlerinden çevreci ve iki yüzlü bir emperyalist propaganda kampanyası devreye sokulmuştur. Bu ekolojik-emperyalist propagandaya göre, Batı metropolleri insani ve çevresel değerlerin baş savunucusuyken Çin ise, dünyadaki çevresel felaketlerin baş sorumlusudur ve bu konuda hiçbir şey yapmamaktadır.
Mevcut makale, Çin’in çevre politikalarına ekolojik emperyalizmin önyargılarının ötesinde alternatif ve dengeli bir bakış sunma amacını taşımaktadır. Çin’in gündeminde hangi çevresel sorunlar bulunmaktadır? Çin, maruz kaldığı yakıcı çevresel sorunlara nasıl bir yaklaşım geliştirmiştir? Çin’in çevre politikaları hangi yönde gelişmektedir? Makale, bu sorulara yanıt ararken süreç izleme yöntemine başvurarak Çin’in çevre politikalarının tarihsel ve siyasal gelişimine ışık tutacaktır. Ekolojik emperyalizmin sınırlayıcı bağlamı terkedildiğinde anlaşılacaktır ki Çin, hızlı kalkınma başarısının yarattığı çevresel sorunların ciddiyetinin farkına varmıştır. Bununla birlikte Çin, özellikle 2012 yılını takip eden Xi Jinping döneminde önceki tecrübelerine dayanarak çevre sorununa daha sistemli bir yaklaşım geliştirmiştir. Ekolojik uygarlık (shengtai wenming, 生态文明) önermesinde en keskin ifadesini bulan bu yaklaşım, daha şimdiden somut sonuçlar doğurmaya başlayarak gelişmekte olan dünyanın çevresel politikaları için bir model sunmaktadır.
Bu yaklaşım, “kentsel ve kırsal gelişmeyi, bölgeler arası gelişmeyi, ekonomik ve toplumsal gelişmeyi, insan ve doğa arasındaki ilişkileri ve ulusal gelişme ile dış dünyaya doğru açılmayı dengeleme” üzerine kuruludur. Bu noktada, Hu’nun yaklaşımının, Mao Zedung’un 10 Büyük İlişki (Mao 1974Mao, Z. (1974). Mao Tse-Tung Unrehearsed: Talks and Letters, 1956-71. S. R. Schram, (ed.). Harmondsworth: Penguin.) başlıklı önemli konuşmasında dile getirdiği “Çin’in somut gerçekliği” (veya Çin’e özgü sosyalizm) ışığında “dengeli gelişme” düşüncesi ile ne kadar örtüştüğü gözlerden kaçmamaktadır.
Xi Jinping döneminde çevre sorununun Çin devleti açısından gerçek bir “beka sorunu” olarak algılanmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, çevre sorunu Çin’in resmi milli güvenlik stratejisinde ayrıcalıklı bir yer işgal etmeye başlamıştır. Xi Jinping, 2013 yılında oluşturulan ÇKP Merkezi Ulusal Güvenlik Komisyonu’nun ilk toplantısındaki konuşmasında “Bütünlüklü Ulusal Güvenlik Görüşü”nü ilan etmiştir. Bu görüş, Çin’in günümüzdeki milli güvenlik stratejisinin belkemiğini teşkil eder ve çevresel güvenliğin yer aldığı 11 öncelikli güvenlik alanı belirler: Siyasal güvenlik (ÇKP ve sosyalizmin korunması), toprak bütünlüğü, askeri güvenlik, ekonomik güvenlik, kültürel güvenlik, sosyal güvenlik, bilimsel-teknolojik güvenlik, bilgi güvenliği, çevresel güvenlik, doğal kaynakların güvenliği, nükleer güvenlik. Buna bağlı olarak Çin devleti, 2014 yılında “Ulusal Güvenlik Üzerine Mavi Kitap”ı yayınlamıştır. Bu kitap, Çin’de ulusal güvenlik üzerine yayımlanan ilk mavi kitap olma özelliği taşır. Kitabın bir diğer özelliği de, çevresel güvenliği ulusal güvenliğin ana başlıkları arasında saymasıdır (Corff, 2018Corff, O. (2018). Rich Country, Strong Army: China’s Comprehensive National Security. Federal Academy for Security Policy.; Raik vd., 2018Raik, K., Aaltola, M., Kallio, J., Pynnöniemi, K. (2018). The Security Strategies of the US, China, Russia and the EU: Living in Different Worlds. Helsinki: Finnish Institute of International Affairs.).
2015 yılında ilan edilen ve Bütünlüklü Ulusal Güvenlik Görüşü’nün bir uzantısı olarak değerlendirilebilecek Made in China 2025 stratejisi ise, Çin devriminin 100. yılına (2049) kadar gerçekleştirilmesi öngörülen 9 öncelikli alan belirlemiştir ve bu alanlar arasında yeşil üretim başlığı yer almaktadır: Üretimde yenilik, teknoloji ve sanayiyi bütünleştirmek, sanayi temelini güçlendirmek, Çin markaları geliştirmek, yeşil üretimi sağlamak, öncelikli sektörlere yoğunlaşmak, üretim sektörünü yeniden yapılandırmak, hizmete dayalı üretimi ve üretim içeren hizmet sektörlerini cesaretlendirmek, üretimi uluslararasılaştırmak. Made in China 2025 stratejisine göre, bu alanlarda başarıyı yakalamak ve sürdürülebilir bir ekonomi modeli yaratmak için teknolojik sektörlere (yeni bilgi teknolojileri, nümerik kontrollü makine ve robotlar, uzay malzemeleri, okyanus ve gemi mühendisliği, yüksek teknolojili taşımacılık, enerji tasarruflu ve yeni enerjiyle çalışan arabalar, elektrik malzemeleri, tarım makineleri, polimer gibi yeni malzemeler, biyoteknoloji ve tıp) ağırlık verilmesi gerekir (U.S. Department of Defense, 2020U.S. Department of Defense. (2020). Annual Report to Congress: Military and Security Developments Involving the People’s Republic of China 2020. adresinden alındı.).
Kişi başına enerji tüketimine bakılarak bir ülkenin enerji yoğunluğu ölçülebilir. Buna göre Çin’in enerji yoğunluğu büyük bir hızla artmaktadır. 1997 yılında ise bu artışın güçlü bir ivme yakaladığı söylenebilir. 1997-2018 döneminde %250’den fazla bir artış söz konusudur (EIA, 2021EIA. (2021). Database. adresinden alındı.; Şekil 6). Tabii kömür, Çin’in enerji tüketiminde önemli bir yer kaplar. Ne var ki, olumlu bir gelişme olarak, Çin’in kömür üretimi ve tüketiminde 2013 yılından itibaren gözle görülür düşüşler yaşanmaktadır. 2013-2019 döneminde Çin’in kömür üretimi ve tüketimi, sırasıyla 4.4 ve 4.7 milyar kısa tondan 4.1 ve 4.3’e milyar kısa tona düşmüştür. Bu düşüşler, yaklaşık %7 ve 8.5’lik oranlara tekabül eder (EIA, 2021EIA. (2021). Database. adresinden alındı.; Şekil 7). Bununla birlikte, Çin’in petrol tüketimindeki hızlı yükselişin 2013 yılını takip eden dönemde sürdüğü gözlerden kaçmamaktadır. Bu alanda, 2013-2019 dönemi için yaklaşık %29.5’lik bir artış söz konusudur (EIA, 2021EIA. (2021). Database. adresinden alındı.; Şekil 8). Çin’in 2019 yılındaki toplam enerji tüketiminde kömür tüketimi %58’lik bir oranla başı çekmektedir. Elektrik üretiminde bile kömür kullanımının payı %65.3’ü geçmiştir. Petrol ve benzeri likitler ise Çin’in toplam enerji tüketiminde %20’lik bir oranla ikinci sırayı işgal etmektedir. Hidroelektrik ve diğer yenilenebilir kaynakların ağırlığı %13 olarak kayda geçmiştir (EIA, 2021EIA. (2021). Database. adresinden alındı.; Şekil 9).
2018 yılında organik tarım yapılan tarımsal alanların toplam tarım alanlarının sadece %2.31’ini teşkil etmekte olduğu düşünüldüğünde, Çin’in bütün başarısına rağmen daha kat edecek çok yolu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu haliyle birlikte Çin, Avustralya ve Arjantin’den sonra dünyanın en geniş organik tarım yapılan tarımsal arazisine sahip ülke konumundadır.
1980’li yıllarda yükselen eko-köy ve eko-tarım hareketi, 1990’lı yıllarda yeni gıda standartları uygulamalarıyla tamamlanmıştır. Yeşil gıda (lüse shipin), risksiz gıda (wugonghai shipin) ve organik gıda (youji shipin) etiketleri uygulamaya konulmuştur. Bununla birlikte, Tarım Bakanlığı 1990 yılında bir yeşil gıda programı yürürlüğe koymuş ve 1993 yılında uluslararası işbirliği, teknik destek ve kalite kontrol görevlerini üstlenen Çin Yeşil Gıda Gelişim Merkezi’ni oluşturmuştur. Böylelikle, 2011 yılına kadar ülke çapında 42 sertifikasyon ofisi, 38 kalite kontrol terminali ve 71 çevre izleme merkezi kurulmuştur. Yeşil gıda programı, 2001 yılında kimyasal kirlenmeyi engelleme ve gıda sağlığını ilerletme amacıyla Risksiz Gıda Eylem Planı ile tamamlanmıştır. Bu bağlamda, organik sertifikasyon çalışmalarına hız verilmiştir (Scott vd., 2018:39-41Scott, S., Si, Z., Schumilas, T. & Chen, A. (2018). Organic Food and Farming in China: Top-down and Bottom-up Ecological Initiatives. New York: Routledge.). En nihayetinde, 2015 yılında Ulusal Sürdürülebilir Tarım Kalkınma Planı (2015-2030) ile bütün bu çabaları daha da ilerletmek için sistemli ve bütünlüklü bir yol haritası oluşturulmuştur. 2017 yılının “1 Numaralı Merkezi Hükûmet Belgesi” yeşil ve sürdürülebilir kalkınmayı ikinci en önemli amaç olarak kayda geçmiştir (Scott vd., 2018:39-41Scott, S., Si, Z., Schumilas, T. & Chen, A. (2018). Organic Food and Farming in China: Top-down and Bottom-up Ecological Initiatives. New York: Routledge.).
Çin’in, gelişmekte olan ülkeler arasındaki çevresel işbirliğinin lokomotifini teşkil ettiği gözlemlenmektedir. Bu bağlamda, Çin ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (Association of Southeast Asian Nations, ASEAN) arasındaki işbirliği stratejik öneme sahiptir. 2009 yılında Çevresel İşbirliği Üzerine Çin-ASEAN Stratejisi imzalanmış ve 2010 yılında Çin-ASEAN Çevresel İşbirliği Merkezi kurulmuştur. Bunları, 2011-2013 ve 2014-1025 Çin-ASEAN Çevresel İşbirliği Eylem Planları ile 2016-2020 Çevresel İşbirliği Üzerine Çin-ASEAN Stratejisi’nin duyurulması takip etmiştir. Bu strateji ve eylem planları, bölgesel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra eko-kentlerin inşasını ilerletmeyi öngörmektedir.
Çin’in yol gösterici girişimi, AAYB’nin ekolojik uygarlık konusunda güçlü bir duruş sergilemesine imkan vermiştir. AAYB, 2016 yılında, finanse edilen projelerin yeşil ekonomi, cinsiyet eşitliği ve çalışma hakları dahil toplumsal ve çevresel sürdürülebilirlikle el ele gerçekleştirilmesini teşvik eden Çevresel ve Sosyal Çerçeve’yi (ÇSÇ, Environmental and Social Framework) hayata geçirmiştir. Çevresel sürdürülebilirlik bağlamında ÇSÇ; dengeli gelişmeye, fosil yakıtların tüketiminin azaltılmasına, çevresel dirence, enerji tasarrufuna ve biyoçeşitliliğe güçlü bir vurgu yapmaktadır (Gabusi, 2019Gabusi, G. (2019). Global Standards in the Asian Infrastructure Investment Bank: The Contribution of the European Members, Global Policy.). 2016 yılında Güney Kore’de düzenlenen ikinci yıllık toplantısında AAYB, Asya Stratejisi için Sürdürülebilir Enerji’yi hayata geçirmiş ve Çin’de kömür kullanımını azaltmayı amaçlayan bir projeye yönelik ilk kredisini onaylamıştır (Altay & Zeynepcan, 2020Altay, A., & Zeycepcan, A. (2020). China's Relationship with the Liberal International Order: The Case of the Asian Infrastructure Investment Ban. Marmara University Journal of Political Science.). AAYB’nin dördüncü toplantısı 2019 yılında Lüksemburg’ta gerçekleştirilmiş ve AAYB burada yeşil ekonomiye desteğini yinelemiştir. AAYB’nin sosyal ve çevresel sürdürebilirliği hedefleyen yeni fonları; “75 milyon dolarlık Tata Temiz Teknoloji Sürdürülebilir Altyapı Kredi Kolaylığı (Hindistan), 75 milyon dolarlık Asya Yatırım Fonu (Asya çapında), 100 milyon dolarlık rüzgar ve güneş enerjisi projelerini finanse eden L&T Yeşil Altyapı Kredi Kolaylığı (Hindistan), 200 milyon dolarlık TSKB Sürdürülebilir Enerji ve Altyapı Kredi Kolaylığı (Türkiye) ve 150 milyon dolarlık yenilenebilir enerjiyi de içeren altyapı projelerini finanse eden Hindistan Altyapı Fonu (Hindistan)…[bunların yanı sıra] 500 milyon dolarlık AAYB Asya ESG Genişletilmiş Kredi Yönetimi Portföyü (Asya çapında) -altyapı için borç sermaye piyasalarını geliştirmeye ortaklık eden Aberdeen Standard Yatırım ile birlikte-… [ve] Banka üyelerindeki iklimle ilgili faaliyetleri hızlandırmaya ve iklimle ilgili bono piyasalarının kalkınmasını sağlamaya yönelik 500 milyon dolarlık Asya İklim Tahvil Portföyü” projelerini içermektedir (Vazquez & Chin, 2019: 598Vazquez, K. C., & Chin, G. T. (2019). The AIIB and Sustainable Infrastructure: A Hybrid Layered Approach. Global Policy, 10(4), 593-603.). AAYB’nin yeşil çerçevesi, Enerji ve altyapının yanı sıra yeşil kentleşmeyi, taşımacılığı ve kırsal sürdürülebilirliği de kapsamaktadır. Bu çabalar, kredi sağlanan çeşitli projelerde açıkça görülmektedir: 239 milyon ABD doları kredi sağlanan Hindistan’ın Gujarat Köy Yolları Projesi, 335 milyon ABD doları kredi sağlanan Hindistan’ın Metro Hattı Projesi, 140 milyon ABD doları kredi sağlanan Hindistan’ın Madhya Pradesh Köy Bağlantısı Projesi, 445 milyon ABD doları kredi sağlanan Hindistan Andhra Pradesh Köy Yolları Projesi, 40 milyon ABD doları kredi sağlanan Laos’un Ulusal Yol 13 Geliştirme ve Bakım Projesi, 216.5 milyon ABD doları kredi sağlanan Endonezya’nın Gecekondu Düzenleme Projesi, 270.6 milyon ABD doları kredi sağlanan Filipinler’in Metro Manila Taşkını Yönetimi Projesi, 400 milyon ABD doları kredi sağlanan Hindistan’ın Andhra Pradesh Şehir Suyu Tedariki ve Atık Yönetimi Geliştirme Projesi, 200 milyon ABD doları kredi sağlanan Sri Lanka’nın Colombo Kenti Yenilenme Projesi ve 100 milyon ABD doları kredi sağlanan Bangladeş’in Kentsel Su Tedariği ve Temizliği Projesi (Vazquez & Chin, 2019Vazquez, K. C., & Chin, G. T. (2019). The AIIB and Sustainable Infrastructure: A Hybrid Layered Approach. Global Policy, 10(4), 593-603.).
Son olarak, Yeşil İpek Yolu’nun fiilen 2019 yılında pratiğe döküldüğü ve AAYB’nin 2016 yılında faaliyete geçtiği düşünüldüğünde, bu girişimlerin ekolojik uygarlığa katkıları üzerine kesin çıkarımlarda bulunmak için henüz erken olduğu belirtilmelidir. Ancak, Çin’in bu bağlamda uluslararası çevresel işbirliğinin başını çektiği anlaşılmaktadır. Dahası, Çin’in yeşil yatırımlarının KYG bağlamında 2016 yılından itibaren ivme kazandığı görülmektedir. Örneğin, Çin’in Vietnam’a yönelik güneş paneli yatırımları gözle görülür bir artış göstermiştir. Yine KYG üzerinden Çin desteğiyle Pakistan’da Quaid e-Azam Güneş Paneli Parkı ve Jhimpir Rüzgâr Enerjisi Çiftliği kurulmuştur. Etiyopya’da ise Aisha Rüzgâr Enerjisi Çiftliği ve Wolayita Sodo Enerji Aktarımı Merkezi tesis edilmiştir. Tayland ve Malezya’da da benzer projeler gerçekleştirilmiştir.
Bu makalede, Çin’in çevresel sorunlarının boyutları tartışıldıktan sonra bu sorunlara karşı ekolojik uygarlık bağlamında bu ülkenin nasıl bir mücadele ortaya koyduğu tartışılmıştır. Ekolojik emperyalizmin sınırlayıcı perspektifinin ötesine uzanmayı amaçlayan mevcut inceleme, Çin’in ekolojik uygarlık inşası yolunda başarıyla ilerlediğini ve diğer gelişmekte olan ülkelerin de faydalanabileceği politikalar geliştirdiğini ortaya koymuştur. Örneğin, gelişmekte olan lider ülkeleri temsilen BRICS ve emperyalist sistemin lideri ABD’nin 2010-2020 dönemindeki Çevresel Performans Endeks puanları birlikte incelendiğinde, Çin’in bu ülkeler içerisinde Güney Afrika’dan sonra en fazla yükseliş performansına sahip olduğu hemen göze çarpmaktadır. Çin, aynı zamanda kişi başına düşen karbondioksit salımlarında ABD, Rusya ve Güney Afrika’yı geride bırakmıştır.
Dahası Çin, yeşil finans alanında dünya lideri haline gelmiştir ve gelişmekte olan ülkeler Çin’in yeşil finans pratiklerinden önemli dersler çıkaracaktır. Yeşil kentleşme ve eko-kent hareketi de, Çin’in ekolojik uygarlık inşası yolunda ortaya koyduğu önemli başarılar arasında yer almaktadır. Çin, sürdürülebilir mimari alanında, LEED sıralamasından da anlaşıldığı üzere dünyada Kanada’dan sonra en güçlü ülke olarak sivrilmiştir. Dünyadaki eko-kentlerin %43’ünden fazlasının Çin’de olduğu düşünüldüğünde, Çin’in küresel eko-kent hareketi içinde de liderlik pozisyonuna kavuştuğu anlaşılmaktadır. Çin kentleri, dünyanın en kirli kentleri sıralamasında ilk sıradaki yerlerini Hindistan ve Pakistan gibi ülkelere bırakmaya başlamıştır. Ayrıca bu kentlerden bazıları, dünyanın en büyük kanalizasyon arıtma sistemine sahip kentleri olarak parmakla gösterilmektedir. Yeşil kentleşme olgusu ile ilgili bir diğer önemli husus da Çin’in dünyanın en büyük elektrikli araba ve bisiklet pazarı haline gelmesidir. Tabii, toplu taşımacılıkta da benzer bir başarı söz konusudur. Pekin ve Şanghay gibi kentler dünyanın en uzun metro sistemine sahip şehirleri olarak kendilerinden söz ettirmeye başlamıştır. Yeşil toplu taşımacılıkta dünya lideri haline gelen Çin, aynı zamanda dünyanın elektrikli otobüs üretim ve tüketiminin merkezi olarak sivrilmiştir.
Şekil 4PM2.5 hava kirliliği (Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği sınır değerlerin üzerindeki değerlerde maruz kalan nüfus oranına göre %) http://data.worldbank.org
Altay, A., & Zeycepcan, A. (2020). China's Relationship with the Liberal International Order: The Case of the Asian Infrastructure Investment Ban. Marmara University Journal of Political Science. https://doi.org/10.14782/marmarasbd.784428
BP. (2019). China’s energy market in 2018. BP Statistical Review 2019.
Bustillo, R., & Andoni, M. (2018). China, the EU and Multilateralism: The Asian Infrastructure Investment Bank, Revista Brasileira de Politica Internacional, 61(1): 1–19.
Cai, K G. (2018). The One Belt One Road and the Asian Infrastructure Investment Bank: Beijing’s New Strategy of Geoeconomics and Geopolitics. Journal of Contemporary China, 27(114): 831–847.
Campbell, R. J. (2014). China and the United States: A comparison of green energy programs and policies. R41748. Congressional Research Service.
Chen, I. T. (2019). China’s Status Deficit and the Debut of the Asian Infrastructure Investment Bank. The Pacific Review, 1–31: 697–727.
Chernysheva, N. A., Perskaya, V.V., Petrov, A.M., & Bakulina, A.A. (2019). Green Energy for Belt and Road Initiative: Economic Aspects today and in the future. International Journal of Energy Economics and Policy, 9(5):178-85.
Cheung, F. M., & Hong, Y. (Ed). (2021). Green Finance, sustainable development and the Belt and Road Initiative. London: Routledge.
China-ASEAN Environmental Cooperation. (2018). China-ASEAN Environment Outlook 1 (CAEO-1): Towards Green Development. Singapore: Springer.
Gabusi, G. (2019). Global Standards in the Asian Infrastructure Investment Bank: The Contribution of the European Members, Global Policy.
Gardner, D. K. (2018). Environmental Pollution in China: What Everyone Needs to Know. New York: Oxford University Press.
Garey, L., & Ladislaw, S. (2019). Chinese Multilateralism and the Promise of a Green Belt and Road. CSIS Briefs, Center for Strategic & International Studies.
Goron, C. (2018). Ecological Civilisation and the Political Limits of a Chinese Concept of Sustainability. China Perspectives, 2018(4):39-52. https://doi.org/10.4000/chinaperspectives.8463
Greene, H. (t.y.). Ecological Civilization and the 19th National Congress of the Communist Party of China. Center for Ecozoic Studies.
Guo, X., & Marinova, D. (2014). Environmental Protection and Sustainability Strategies in China: Towards a Green Economy. S. Yao ve M. J. Herrerias, (ed.), Energy Security and Sustainable Economic Growth in China içinde ss. 286-301. New York: Palgrave Macmillan.
Gürcan, E. C. (2019). Multipolarization, south-south cooperation and the rise of post-hegemonic governance. New York: Routledge.
Gürcan, E. C. (2020). The construction of “post-hegemonic multipolarity” in Eurasia: A comparative perspective, The Japanese Political Economy, 46(2-3), 127-151. https://doi.org/10.1080/2329194X.2020.1839911
Gürcan, E. C., Kahraman, Ö.E., & Yanmaz, S. (2021). COVID-19 and the Future of Capitalism: Postcapitalist Horizons Beyond Neo-Liberalism. Nova Scotia: Fernwood Publishing.
Harlan, T. (2021). Green Development or Greenwashing? A Political Ecology Perspective on China’s Green Belt and Road. Eurasian Geography and Economics, 62(2): 202-26. https://doi.org/10.1080/15387216.2020.1795700
Hu, W., Liu, J. & Sun, W. (Ed.). (2017). The Development of Eco Cities in China. Singapore: Springer.
Hu, X. (2020). Forecast of China’s Average Annual Economic Growth Rate Based on BP Neural Network. J. Phys.: Conf. Ser. 1629 012040.
Ikenberry, G. J., & Lim, D.J. (2017). China’s Emerging Institutional Statecraft: The Asian Infrastructure Investment Bank and the Prospects for Counter-Hegemony. Brookings.
INSG. (2014). The Global E-bike Market. Briefing Paper. 23.
Kitagawa, H. (2016b). Environmental Policy Under President Xi Jinping Leadership: The Changing Environmental Norms. H. Kitagawa, (ed.), Environmental policy and governance in China, içinde ss. 1-15. New York: Springer.
Kitagawa, H. (Ed.). (2016a). Environmental Policy and Governance in China. New York: Springer.
Liu, C., Wang, F., Gao, X. & Smith, H. (2021). Exploring Solutions to Improve the Evaluation of Development of Rural Villages: A Case Study of the Application of the Evaluation for the Construction of Beautiful Villages (ECBV) in a Village in South China. Sustainability 13(2):1-23.
Liu, J., & Wang, J. (2010). China’s Environment. Beijing: China International Press.
Liu, M., & Lo, K. (2021). Governing Eco-Cities in China: Urban Climate Experimentation, International Cooperation, and Multilevel Governance. Geoforum, 121:12-22. https://doi.org/10.1016/j.geoforum.2021.02.0170
Mao, Z. (1974). Mao Tse-Tung Unrehearsed: Talks and Letters, 1956-71. S. R. Schram, (ed.). Harmondsworth: Penguin.
MarketsandMarkets. (2021). Electric Bus Market by Propulsion (BEV, PHEV & FCEV), Application (Intercity & Intra-City), Consumer Segment (Fleet Operators & Government), Range, Length of Bus, Power Output, Battery Capacity, Component, Battery Type & Region - Global Forecast to 2027. https://secure.livechatinc.com/ adresinden alınıdı.
Mathews, J. A., & Tan, H. (2015). China’s Renewable Energy Revolution. New York: Palgrave Macmillan.
Morton, K. (2006). International Aid and China's Environment: Taming the Yellow Dragon. London: Routledge.
Naughton, B.J. (2018). The Chinese Economy: Adaptation and Growth (second edition). Cambridge: MIT Press.
Pan, J. (2016). China’s Environmental Governing and Ecological Civilization. Heidelberg: Springer.
Raik, K., Aaltola, M., Kallio, J., Pynnöniemi, K. (2018). The Security Strategies of the US, China, Russia and the EU: Living in Different Worlds. Helsinki: Finnish Institute of International Affairs.
Rana, R. (2019). Asian Infrastructure Investment Bank, New Development Bank and the Reshaping of Global Economic Order: Unfolding Trends and Perceptions in Sino-Indian Economic Relations. International Journal of China Studies, 10(2): 273–290.
Robbins, P. (Ed.). (2007). Encyclopedia of Environment and Society. London: SAGE.
Sanjuan, T. (2018). Atlas de la Chine: Les Nouvelles Échelles de la Puissance. Paris: Autrement.
Scott, S., Si, Z., Schumilas, T. & Chen, A. (2018). Organic Food and Farming in China: Top-down and Bottom-up Ecological Initiatives. New York: Routledge.
Vazquez, K. C., & Chin, G. T. (2019). The AIIB and Sustainable Infrastructure: A Hybrid Layered Approach. Global Policy, 10(4), 593-603.
Wang, X. (2018). Tomorrow’s Eco-City in China: Improving Eco-City Development Though a Culture of Collaborative Communication. Unpublished Ph.D. Thesis. University of Liverpool, School of Environmental Science Department of Geography and Planning.
Willer, H., Lernoud, J. & Kemper, L. (2018). The World of Organic Agriculture 2018: Summary. FiBL & IFOAM.
Williams, A. (2017). China’s Urban Revolution: Understanding Chinese Eco-Cities. New York: Bloomsbury Publishing.
Wilson, J. D. (2017). What Does China Want from the Asian Infrastructure Investment Bank?, Indo-Pacific Insight Series, Perth USAsia Centre.
Xi, J. (2018). The Governance of China (I). C. 1. Pekin: Beijing Book Co. Inc.
Yang, J. (2018). Construction of "Beautiful Village" Landscapes from the Perspective of Ecological Civilization: A Case Study of Zizhulin Village in Yanshan County. Journal of Landscape Research, 10(4):120-22. https://doi.org/10.16785/j.issn1943-989x.2018.4.027
Zhang, J. (2014). Foreign Direct Investment: Regional Dimensions. New York: Palgrave Macmillan.
Zhou, N., He, G. & Williams, C. (2012). China’s Development of Low-Carbon Eco-Cities and Associated Indicator Systems. LBNL-5873E, 1172952. U.S. Department of Energy: Office of Scientific and Technical Information.