Atıf

Atıf: Haydar, H. (2021). Kuşak Yol’un kalp atışları. Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, 2(4), 44-51.

Öz

Yunus Emre düşüncesinin gönüllere yayıldığı, bilinçlere çıkarıldığı günümüzde, insanlık, tarihin değişik dönemlerinde rastladığımız toplumsal çöküş ve yükseliş süreçlerinden birini daha yaşıyor. 21. yüzyılda kapitalizm, küreselci emperyalist evresinde çöküşe geçerken, yükselmekte olan yeni Asya Uygarlığı kamucu ilkelerle insanlığın önünü açıyor. Yunus Emre’nin sevgi öğretisine ihtiyaç duyulduğu böyle bir dönemde, kapsamlı programlarla ortaya çıkarılması, bir bakıma güncellenmesi, yaşanan Asya Çağı yükselişinde önümüze çıkacak pek çok manevi soruna da çözüm üretecektir.

Fikirlerinizde kalp atışları
duyulmuyorsa bir daha düşünün.
 

 Giriş

İnsanlığın barışa, hoşgörüye ve sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu günümüzün çatışmalı, çalkantılı ortamında, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, 2021’i, ölümünün 700. yıldönümünde Yunus Emre Yılı ilan etmekle önemli bir sorumluluğunu yerine getirdi. Böylece dünya manevi kültür birikimine ve evrensel yakınlaşma, dayanışma beklentilerine çok yönlü bir katkıda bulunulmuş oldu. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanlığının duyurduğu “Dünya Dili Türkçe Yılı” kararıyla aynı kapsamdaki etkinlikler Yunus Emre sevgisinde bütünleşerek görkemli Türk kültürünün köklerini gündeme taşıdı.

Ardından ulusal ve uluslararası kutlamalarla, Yunus Emre felsefesinin evrensel insani değerleri bir bütünlük içinde ön plana çıkartıldı. “Yetmiş iki millete aynı gözle bakmayı” öğütleyen ve kurtuluşu insanın özünü geliştirmede arayan güzel Türkçemizin büyük şairi Yunus Emre’nin kutlu varlığı bir kez daha kalpleri sevgiyle, iyilikle, erdemle doldurma olanağı buldu.

Yunus Emre düşüncesinin gönüllere yayıldığı, bilinçlere çıkarıldığı günümüzde, insanlık, tarihin değişik dönemlerinde rastladığımız toplumsal çöküş ve yükseliş süreçlerinden birini daha yaşıyor. 21. yüzyılda kapitalizm, küreselci emperyalist evresinde çöküşe geçerken, yükselmekte olan yeni Asya Uygarlığı kamucu ilkelerle insanlığın önünü açıyor. Yunus Emre’nin sevgi öğretisine ihtiyaç duyulduğu böyle bir dönemde, kapsamlı programlarla ortaya çıkarılması, bir bakıma güncellenmesi, yaşanan Asya Çağı yükselişinde önümüze çıkacak pek çok manevi soruna da çözüm üretecektir.

Aynı süreçte, ABD’nin başını çektiği sömürücü sistem ile Çin’in öncülüğündeki dayanışmacı, paylaşımcı, kamucu sistem ateş hatlarında cephe cepheye geldi. Çöküşün ruh haliyle daha da saldırganlaşan Atlantik cephesinin karşısında inşa edilen “Kuşak ve Yol Girişimi” (KYG),  emperyalizmin hedefindeki milli devletlere güçlü bir direniş, dayanışma, işbirliği ve kurtuluş fırsatı sundu. Bu büyük atılım, ezilen dünyayı bir umut olarak kendine bağladı.

KYG’nin başarısı için Asya milletlerinin yakınlaşması, bir araya gelmesi, işbirliğini gerçekleştirmesi yolunda birleştirici olarak sadece insanı gören Yunus Emre’nin, yine insanla bütünleşen ilahi aşk felsefesi tam zamanında imdada yetişti:

“Hararet nardadır sacda değildir
Keramet hırkada taçta değildir
Her ne ararsan kendinde ara
Mekke’de Kudüs’te Hac’da değildir.”

Zor günlerinde milletlerin toplumsal bağışıklık sistemlerini güçlendirmek ve birlikte direnme, birlikte kurtulma iradesini yaratmak için, Yunus Emre gibi insanlığa mal olmuş büyük şairlerin evrensel miraslarına başvurmanın anlamı, o yüce değerleri, düşmanlıklara karşı yeniden kuşanmak demektir.

Daha da önemlisi, yeni yüzyılda insanlığı tehdit eden nükleer bir küresel savaş olasılığına karşı da emperyalist güçleri caydıracak, geri püskürtecek bir Asya bütünleşmesini sağlamak zorunluluğudur.  Savaşın önünün alınması ya da insanlığın büyük zaferiyle sonuçlandırılması için başta Yunus Emre olmak üzere bütün klasik şiir mirasına ve aynı zamanda bugünün vatansever, devrimci şairlerine acil görevler düşmektedir. Bu görev bilinci toplum içinde kendini ifade ederken ileri sürdüğü fikirlerde insani kalp atışlarının duyulması, gönül birliğini sağlayacak ve işleri kolaylaştıracaktır.

Tüm Zamanların Bilge Şairi

Yunus Emre’nin yapıtı 13. ve 14. yüzyıllara yayılan büyük savaşların, yıkımların, isyanların,  kısaca zor devirlerin ortasında var oldu. Büyük şairimiz Türk ve İslam düşünce iklimine bağlı, Asya geleneklerinden kaynaklanan, fakat kendine özgü felsefesiyle, zamanının kör çıkmazlarında hep halkın birliği, insanın bütünlüğü için mücadele etti.

Yunus Emre ilahilerinin yüksek etkisi, gerçeği temelden kavrayan evrensel sevgi düşüncesine dayanmaktadır. Şiirlerinde iyi ile kötü, mazlum ile zalim, hayat ile ölüm, neşe ile kaygı, varlık ile yokluk, aydınlık ile karanlık, korkak ile cesur vb. karşıt duygular, diyalektik birlik içinde imgenin iç devinimini, canlılığını sağlar. Şiirinin gücü de maddi ve manevi dünyaları birbiriyle çatıştırmadan, kendiliğinden gelişen ilahi, fakat insan özlü bir kabulleniş içinde aranmalıdır.

Bundan 700 yıl önce, bitip tükenmeyen Moğol saldırıları Anadolu’yu kırıp geçirirken insanlığın maddi ve manevi değerlerini de zayıflatıp toplumsal hayatı altüst ediyordu. Kendini halkın var olma mücadelesine adamış Yunus, aşk felsefesi ve şiirleriyle Anadolu insanının manevi dünyasını besledi. Bir yanda mezhep çatışmaları, öte yanda istilalar, kabile boğazlaşmaları, taht kavgaları toplumun birlik ve bütünlüğünü parçalarken klasik Türk şiirinin diğer büyük şairleri gibi Yunus Emre de ölümsüz yapıtı ve yaşamıyla bu tehditlere karşı koydu.

Anadolu erenleri hak yolunda, bütün benliklerini, varlıklarını insanın birliğine, dirliğine adadılar. Dönemlerinde barışın ve güvenliğin sağlanması için insanları köy köy, oba oba düşmanlığa karşı kardeşliğe, ayrıştırıcılığa karşı birliğe davet ettiler. Bu amaçla yollara düşerken sözün gücünü kılıç gibi kuşandılar. Çünkü erdemli söz, taşıdığı derin bilgi ve duyguyla madde üzerinde yapıcı manevi etkisini göstermekte ve olayların gelişmesine gerçeklik yolunda yön vermektedir.

“Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz.”

 

Çöken ile Yükselenin Ölümcül Mücadelesi

Küreselci emperyalist sistem çökerken insanlığın başına daha yıkıcı ve daha ölümcül belalar açmaya niyetli görünüyor. İnsanlığın erdemlerinden nasiplenmeyi yitirmiş, topluma ve doğaya düşmanlaşmış bir “kanlı kuvvet”, ancak Yükselen Asya uygarlığının güçlerinin bir araya gelmesiyle durdurulabilir. Tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalan bu sistemin zorbaları, insanlığa karşı bir sorumluluk duymadıkları gibi, kendi milletlerini bile yokluğa, felaketlere sürüklemekten çekinmediklerini her aşamada gösterdiler.

İşte, KYG, insanlığın köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığı, dünyanın geleceğinin belirsiz felaketlere gebe olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Dünyayı 200 yıl boyunca sömürgeleştiren ve ardından serbest pazar sistemini “serbest zulüm” sistemine dönüştürerek yeryüzünü kana bulayan küresel emperyalizmin gelip dayandığı çöküş sürecinde bütün insanlığı hedefe koymaktan çekinmeyeceği açıktır.

Karşısında ise Asya uygarlığının bir bütünlük içinde yükseldiğini ve giderek mazlum ve gelişmekte olan ülkeleri birleştirip ABD’nin dünya hegemonyası sistemine meydan okuduğunu görüyoruz. Bütün çabalarımız çöken ile yükselenin ölümcül mücadelesinde çekilecek acıların azaltılması, hiç değilse tahammül sınırına çekilmesini sağlamaktır.

Kuşkusuz bunun gerçekleşmesi için dil, din, ırk, renk ayrımı yapmadan, öncü Asya milletlerinin birliği gereklidir. Gezegenimizi topyekûn felakete sürükleyecek bu yıkıcı güç karşısında gönül birliğini inşa etmek için Yunus’un hikmet sözleriyle kolları sıvamalıyız.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim Yunus” Yılı Açılış Töreni’nde, 16 Şubat 2021. (TCCB websitesi, 2021)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim Yunus” Yılı Açılış Töreni’nde, 16 Şubat 2021. (TCCB websitesi, 2021)

 

Kuşak Yol’da Yüz Yıl Aşkla Yürümek

İçinde bulunduğumuz yüzyılda insanlık, Yunus devrinde yaşanandan daha kapsamlı, küresel çapta bir çöküş ve yükselişin alt üst oluşuyla karşı karşıya. Atlantik sömürü döneminin kapanıp Asya paylaşım döneminin başladığı süreçte insanlığa yönelen tehdit de giderek artıyor.

Dünyanın mazlumları, hızla çöküşe giden ABD emperyalizminin vahşi pençesinden kurtulmanın çarelerini ararken, tam da bu ihtiyacın dayattığı bir noktada Yükselen Asya’nın öncülerinden Çin, son 70 yılın en büyük, en kapsamlı uygarlık atılımı olan KYG’yi milletler topluluğunun dikkatine sundu. Bu büyük atak, dünyanın küresel boyutta çıkmaza giren ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel sorunlarına başlı başına bir çözüm önerisiydi.

Aynı zamanda, emperyalist hegemonyanın sonunun geldiğinin ilanı olan bu tarihsel çıkış,  maddi ve manevi boyutlarıyla mazlum ve gelişmekte olan milletlere umut oldu. KYG, öncelikle Asya milletlerinin tarih içinde biriktirip, karakter haline getirdiği sevgi, hoşgörü ve barışçı duygularla birbirine yakınlaşmasıyla güçlenecektir.

Asya’da uygarlık yükselişinin temelini oluşturan ve paylaşarak gelişmeyi model alan bu girişim, yıllardan beri kendi bütünlüğü içinde güçlüklerle karşılaşsa da hızla ilerliyor.

Kuşkusuz bozulan maddi yaşama rağmen, yeni uygarlığın başarısı için insanlığın yarattığı manevi mirasa ihtiyacımız var.  Yunus Emre bize doğru yönü, doğru yolu gösterip herkese yoldaşlık çağrısı yapıyor.

“Durmuş marifet söyler
Erene Yunus Emrem
Yol eriyle yoldadır
Yolsuza yoldaş değil.”

Tarihin derinlerinden gönüllere seslenen büyük söz erenlerinin döşediği ulu yol ile bugünün Kuşak Yol’unu aynı manevi değerler içinde buluşturmak acil görevdir. Bu sorumluluk bugünün sanatçılarına, edebiyatçılarına, şairlerine düşmektedir. Bu aşk yolunu, gönüllü girilecek, arzuyla yürünecek bir dayanışma ve sevgi yolu yapmak öncelikle şairlerin hedefi olmalıdır.

Fikirlerdeki Kalp Atışları

Fikirlerinizde kalp atışları duyulmuyorsa bir daha düşünün! İçinde gönül sıcaklığı olmayan, duyguları uyarmayan, kalp atışları duyulmayan fikirlerin eylem süreçlerinde etkisi zayıf olacaktır. Kalp atışlarını duymak ancak insanların yakınlaşmasıyla mümkün. Yunus Emre bu gerçeği bakın hikmetli sözlerle nasıl dile getiriyor:

“Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.”

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) başarısının arkasında öncelikle halka duyduğu güven, halkla bütünleşme ve halk kültürüne olan bağlılığı olduğu apaçıktır. ÇKP örneğinde olduğu gibi, büyük devrimci mücadeleler aynı zamanda kendi içinde büyük gönül örgütlenmelerdir. Yunus Emre çağının kanlı, karanlık günlerinde halka şöyle sesleniyor:

“Yunus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir.”

İnsanlığın büyük devrimci liderleri bu gerçeği her fırsatta dile getirmişlerdir. Örneğin Başkan Mao Zedung, devrimin başarısı için edebiyat ve şiire duyulan ihtiyacı şöyle belirtiyor: “Düşmanı yenmek için öncelikle silahlı orduya dayanmalıyız. Ama bu ordu tek başına yeterli değildir. Saflarımızı birleştirmek ve düşmanı yenmek için mutlaka bir kültür ordusuna sahip olmamız gerekir.” 

KYG’nin öncüsü Başkan Xi Jinping “Doğruluğu, iyiliği ve alçakgönüllülüğü yaygınlaştıralım,” diyor. Xi’nin fikirlerinde birleşmenin kalp atışlarının sesi duyuluyor mu? Evet, duyuluyor. Çünkü Çin lideri başarı için önce insanı kazanmanın şart olduğunu söylüyor.

Yunus Emre ise çağlar öncesinden, Başkan Xi’ye şu destek mesajını, bilgece sözlerle gönderiyor:

“Ko ikiliği gel birliğe yet,
Bir olan canlar ayrı dolanmaz” 

“Tüm canlılar için ortak bir gelecek” düşleyen Xi Jinping, “Yüce dağları toprak tanelerinin üst üste yığılması, azgın nehirleri damlaların bir araya gelmesi var eder,” derken, derin Çin kültürünün aşıladığı birleşmenin erdemlerine dayanıyor.   Derdini bu biçimde insanlığa anlatan Çin’in oğlu Xi, elbette 4,000 yıllık Çin bilgeliğinden besleniyor. 

Devrimci siyasetler tarih boyunca, manevi kültürle, özellikle edebiyat ve şiirle kurdukları bağın gücüyle orantılı başarı sağladılar. Bugün sanat, edebiyat, şiirin, müziğin yarattığı manevi enerjiden yoksun bir devrimci irade düşünülemez. Ayakta kalma, yolda yürüme kudretini kitleler Yunus Emrelerden almaktadır.

Düşüncelerimizdeki kalp atışları bizim yaşama sevincimizle, devrimci sade yaşantımızla, engin bir dünya sevgisiyle beslenir. 19 yaşımda, gençliğe “Devrimci Kültür ve Sanat Seminerleri” verirken, Nazım Hikmet’in yanı sıra Yunus Emre’den de söz ederdim. Yunus’un çalışma odamın duvarına kilim desenleri arasında yazdığım şu dizelerini her gün okudukça dünyanın güzelliklerine hayranlığım artar, yaşama sevinci dolardım:

“Bu dünya bir gelindir
Yeşil kızıl donanmış
İnsan böyle geline
Bakar bakar doyamaz.”

ÇKP’nin başarısının arkasında öncelikle halka duyduğu güven, halkla bütünleşme ve halk kültürüne olan  bağlılığı olduğu apaçıktır. (CGTN, 2019)
ÇKP’nin başarısının arkasında öncelikle halka duyduğu güven, halkla bütünleşme ve halk kültürüne olan bağlılığı olduğu apaçıktır. (CGTN, 2019)

 

Gönül Yolları Birliğe, Birlik Dirliğe Götürür

“Ben seni severim candan içeri,” diyen Yunus Emre, “Kalp kıran Allah’ı kırar!” diyen Ahmet Yesevi, “Gel, kim olursan ol yine gel,” diyen Mevlâna, “Hiçbir milleti, hiçbir insanı ayıplamayın,” diyen Hacı Bektaş Veli, “Benim Kâbem insandır,” diyen Pir Sultan Abdal  ve daha niceleri gibi şair erenler, bugünün devrimci şairleriyle birlikte, insanlığın yöneldiği aynı sevgi, aynı gerçeklik, aynı mücadele yolunda yürüyorlar. Anadolu’nun bütün bilgeleri, erenleri, dervişleri gibi Yunus Emre de aradığı kurtuluşu, toplumun dertlerine çareyi insanın olanaklarında, büyük insanlıkta buluyor:

“Çok aradım özledim
Yeri göğü aradım
Çok aradım bulamadım
Buldum insan içinde.”

İnsanın özü, toplumun maddi ve manevi varlığının bütünlüğü içinde oluşuyor. Böylece insanlık dayanışma duygularıyla, maddi dünyanın zorluklarını manevi dünyasına dayanarak aşar. Toplumların zor günlerde ihtiyaç duyduğu büyük manevi değerler, kendi bilge şairleri tarafından yaratılır.

Bakü’den Çin’e oradan Filipinler’e varan yolculuklarımda Asya’dan yükselen ışığı içimde hissederken Yunus Emremizi aklımdan çıkarmadım. Her yerde onun derviş gölgesi yanımda oldu. Hikmetleri, öğütleri kulaklarımda çınladı:

“Sen sana ne sanırsan
Ayrığa da onu san
Dört kitabın manası
Budur eğer var ise.”

21. Yüzyılın bu büyük girişiminin ekonomi ve siyasi temelleri ne kadar sağlam atılırsa atılsın, harcında güçlü sanatsal, kültürel değerler olmadıkça kurulan yapı yeterince sağlam olamayacaktır. Bu zorunluluktan ötürü Türk dilinin en büyük şairi Yunus Emre’nin gönüllere çağrı yapan sanatına dün olduğu gibi bugün de yaşamsal düzeyde ihtiyaç var:

“Ben gelmedim dava için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüldedir
Gönüller yapmaya geldim.”

Bu büyük mücadele alanında eğer kalplerde sevgi, bilinçlerde hoşgörü, toplumda dayanışma duyguları zayıflarsa iş zorlaşacak, halklar arasına geçmişte döşenen engeller yolu tıkayacak. Buna izin vermemek için Kuşak Yol’da Yunus şiirleri sefere çıkacaktır:

“Gel hey kardeş gel sen birliğe özen, canım
Birliktir her nefsin kal’asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan, canım
Çevre yanın ateş eylemeyince.”

Kuşak ve Yol Girişimi'nin düşünsel boyutu ne kadar güçlü olursa olsun, duygusal boyutunun da o denli güçlü olması gerekiyor. Bu da mutlaka edebiyat, güzel sanatlar ve diğer bütün kültürel alanlarda milletlerin yakınlaşmasını zorunlu kılıyor.

 

Kuşak Yol’da Yunuslar Yanyana

Kuşak Yol’da karışıklık çıkarmak, kargaşa yaratmak, liderler ve ülkelerin arasını açmak, huzursuzluk, geçimsizlik yaratmak isteyecek her türlü fitneye karşı işlerin yolunda gitmesi için insanlığın yarattığı manevi mirasın taşıyıcılarına sorumluluk düşmektedir.

Yunus felsefesi bütünüyle farklı din ve inançları hedefe koyanlara, barışı ve güvenliği bozucu faaliyet gösterenlere, dünya güzelliklerini ve yaşam kaynağı zenginliklerine hor bakanlara ve emperyalist saldırganlığı kışkırtanlara fırsat vermeyecek sağlamlıktadır.

Yunus öğretisi Kuşak Yol’da her türlü fitnenin çaresidir. O nedenle sınıfsız topluma doğru giden uzun insanlık yolunda Yunus Emre’ye her dem ihtiyacı olacak.

“Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Bir kimseye kin tutmayız
Kamu âlem birdir bize.”

Yunus Emre sevgisizlere, saygısızlara, gönlü kararmışlara, bencillere, bölücülere, ayrıştırıcılara, hor görüşlülere ve yabancılaştıranlara karşı insanlığa İslam dininin derin kültürü içinden seslenip uyarıyor:

 “Çalış, kazan, ye yedir
Bir gönül ele getir
Yüz Kabe’den yeğrektir
Bir gönül ziyareti.”

Yunus, kapitalizmin “erdem” haline getirdiği bencilliği, ustaca bir söz hamlesiyle yere seriyor. İnsanı insanla kucaklaştıran, insanı doğayla barıştıran, insanı evrensel adalete kavuşturan ölümsüz söz bilgeliğinin şairi Yunus, dünyevi hayatı ve dünya nimetlerini bütün insanlıkla paylaşmayı, yüksek bir ahlakla dile getiriyor. Dünyayı ve insanlığı bir bütün olarak sahipleniyor:

“Dünya benim rızkımdır
Halkı benim halkımdır.”

“Biz dünyadan gider olduk,
Kalanlara selam olsun.”

Bakın ki Yunus nasıl bir incelik gösteriyor, “Dünya benim malımdır, mülkümdür,” demiyor, “Dünya benim rızkımdır” diyerek, yaratılıştan kendine sunulan kişisel rızık payını kamu payıyla bütünleştiriyor. Onun dünya görüşünde kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Bir bakıma geleceğin sınıfsız toplumunun muştusudur bu tespit.

 

Sonuç: Birbirimize Sarılalım

Bu ateşli süreçte Çin’in insanlığa sunduğu Kuşak Yol Girişimi’nin yaşamsal önemi, birleştiriciliğinden kaynaklanıyor. Kuşak Yol’un maddi ve manevi enerjisi mazlum ve gelişmekte olan ülkeler için devrede olacaksa, Kuşak Yol Girişimi ekonomik geliştirici özelliğinin çok ötesinde bir manevi yığınağı da hazır bulundurmalıdır.

Kesin olan, ekonomik küresel masada kaybeden taraf ABD’nin başını çektiği küreselci emperyalizmin masayı devirme çabaları içinde olduğu apaçık görünmektedir. 

Ne mutlu ki Kuşak Yol’un Yunus Emreleri var. Şiirlerle,  türkülerle, ilahilerle yolumuz açık olsun. (CGTN, 2021)
Ne mutlu ki Kuşak Yol’un Yunus Emreleri var. Şiirlerle, türkülerle, ilahilerle yolumuz açık olsun. (CGTN, 2021)

O nedenle mazlum ve gelişen devletler, saldırganın karşısına onu caydıracak birleşik maddi ve manevi gücü yığmak zorundadırlar. Görevimiz bu büyük savaş tehlikesini ötelemek, durdurmak ya da bunlar olmuyorsa insanlık adına kazanmak olacaktır.

Çöküş ve yükseliş sürecinde dünya şiddetle sarsılırken, ayakta kalmak için insanlığın birbirine sarılması zorunludur. Birbirine sarılan milletler yıkılmaz, ayakta kalır.  Kuşak Yol’un Asya’yı, Avrasya’yı aşan yollarında dünün Yunuslarıyla bugünün Yunusları bir an önce kol kola yola çıkmalıdır. Sanatçılar, edebiyatçılar, şairler gönül gönüle yürüdükçe bu yolun kalp atışları her yerden duyulacak ve zorları kolay kılacak, yolunda gitmeyen işleri yoluna koyacak, çıkmazlara çare, dertlere derman olacaktır.

Bu yolda işbirliği, paylaşım, dayanışma var. Bu yol kesintisiz Asya Çağı devrimlerinin yoludur. Bu yolda, hoşgörü, sevgi ve gönül dili konuşulur. Bu yol büyük insanlığın kurtuluşuna giden yoldur. Gönül kulağıyla dinleyin bir, Kuşak Yol’un kalp atışlarını duyacaksınız. Ne mutlu ki Kuşak Yol’un Yunus Emreleri var. Şiirlerle, türkülerle, ilahilerle yolumuz açık olsun.