Atıf

Xi, J. (2021). “Bilimin sınırı yoktur ama bilim insanlarının vatanı vardır”. Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, 2(2), 36-43.

Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in, 11 Eylül 2020'de düzenlenen bilim insanları forumunda yaptığı konuşmayı dikkatinize sunuyoruz.

Bugün, “14. Beş Yıllık Plan” döneminde  ve sonrasında yeniliğe dayalı kalkınmayı teşvik etme, bilimsel ve teknolojik yeniliği hızlandırma konularında fikir ve önerilerinizi dinlenmek için Bilim İnsanları Forumu'nu gerçekleştiriyoruz. Bu Forum’a katılan bilim insanları ve bilim-teknoloji alanının emekçileri, bilimsel araştırma enstitülerinden, üniversitelerden ve şirketlerden geliyor; temel bilim araştırmalarında ve uygulamalı araştırmalarda yer alıyorlar. Ayrıca Çin’de çalışan yabancı bilim insanları da bulunuyor.

Şu ana kadar, kendi araştırma alanlarınızın birleşiminde, bilimsel ve teknolojik sistemin reformunun derinleşmesi, bilimsel ve teknolojik yenilik ile kalkınmanın teşviki konularında birçok değerli fikir öne sürdünüz. Bu işlerden sorumlu makamlar, bunları dikkatli bir şekilde çalışmak ve kavramak noktasında sorumludurlar. Şimdi, konuşmalarınızın bağlamında bazı noktalara değinmek istiyorum.

1. Bilimsel ve teknolojik yeniliği hızlandırmanın stratejik önemini etraflıca anlamak.     

Çin Komünist Partisi’nin 18. Genel Kurultayı’ndan itibaren bilimsel ve teknolojik yeniliğe büyük önem verdik ve yeniliği kalkınmanın ana itici gücü olarak ele almakta ısrar ettik. Bütün toplumun kolektif çabası sayesinde, ülkemizin bilimsel ve teknolojik girişimleri, tarihi başarılar elde etti ve tarihi değişimler yaşandı. Büyük yenilikler ortaya çıkmakta, bazı en modern alanlarında liderliği ele almaktadır. Teknolojik gücümüz, niceliksel artışlardan nitelikli adımlara, nokta buluşlardan sistem yeteneklerini geliştirmeye doğru ilerliyor. Yeni korona virüs salgınına karşı mücadelede, çok sayıda bilim ve teknoloji çalışanı tedavi, aşı araştırma ve geliştirme, salgınların önlenmesi ve kontrolü gibi birçok önemli alanda bilimsel çalışmalar yürüttü, büyük destek sağladı ve salgını önleme, ekonomik ve toplumsal kalkınmayı kontrol altına alma noktasında büyük katkılarda bulundu. Bu vesileyle, bilim ve teknoloji çalışanlarına en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 

Bugün dünya, yüzyıldır görülmemiş büyük değişimlerden geçmektedir. Ülkemizin ilerleyişi, derin ve karmaşık değişimlerin yurtiçi ve uluslararası atmosferiyle karşı karşıyadır. 14. Beş Yıllık Planı döneminde ve hatta daha uzun vadede ülkemizin kalkınması, bilimsel ve teknolojik yeniliği geliştirmeyi daha da acil ihtiyaç haline getirmektedir. Her şeyden önce, teknolojik yeniliği hızlandırmak, yüksek kaliteli kalkınmayı geliştirmek için zorunludur. Modern bir ekonomik sistemin inşası, nitelikli değişimlerin ilerletilmesi, verimlilik değişimi ve güç değişimi, tüm bunlar, güçlü bilimsel ve teknolojik desteğe ihtiyaç duymaktadır.

İkinci olarak, bilimsel ve teknolojik yeniliği hızlandırmak, halkımıza yüksek kaliteli bir yaşam sağlamak için de gereklidir. Şu an, ülkemizdeki temel toplumsal çelişki, halkın daha iyi bir yaşam sürdürmek için büyüyen ihtiyaçları ile dengesiz ve yetersiz kalkınma arasındaki bir çelişkiye dönüşmüştür. İnsanların daha iyi bir yaşam sürme isteklerini tatmin etmek adına, insan hayatını kapsayan daha bilimsel ve teknolojik yenilikler sunulmalıdır.

Üçüncü olarak, bilimsel ve teknolojik yeniliği hızlandırmak, yeni bir kalkınma modeli inşa etmek için gereklidir. Ülke içindeki döngüyü ilerletmek için “Arz Yönlü Yapısal Reform”un temel çizgisine bağlı kalmalı, tedarik sisteminin kalite ve düzeyini yükseltmeli ve yeni arz ile yeni talep yaratmalıyız. Teknolojik yenilik burada anahtardır. Ülke içi ve uluslararası ikili döngünün serbest çalışması, endüstriyel zincirin ve tedarik zincirinin güvenliği ve istikrarını sağlamak için bilimsel ve teknolojik kuvvet gerektirir.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 11 Eylül 2020'de Pekin'deki bilim insanları sempozyumuna başkanlık ediyor. (Yao Dawei / Xinhua)
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 11 Eylül 2020'de Pekin'deki bilim insanları sempozyumuna başkanlık ediyor. (Yao Dawei / Xinhua)

 

Dördüncü olarak, bilimsel ve teknolojik yeniliği hızlandırmak, her alanda modern sosyalist bir ülke inşasına yönelik yeni yolculuğu başarılı bir şekilde başlatmak için gereklidir. “Dört Modernleşme”nin ilk gündeme gelmesinden, bugünün kapsamlı modern sosyalist bir ülke inşa etme önerisine kadar, her zaman, bilim ve teknolojinin moderleştirilmesi, ülkemizin modernleşmesinin önemli bir bölümünü oluşturmuştur.

Esas nokta, bilimsel ve teknolojik yenilik ekosistemini geliştirmek, yeniliği ve yaratıcılığı canlandırmak, bilim insanları ve bilim-teknoloji çalışanları yetiştirmektir.

Şimdi, ülkemizin ekonomik ve toplumsal kalkınması ve halkımızın yaşantısının geliştirilmesi, geçmişte olduğundan daha çok bilimsel ve teknolojik çözümlere ihtiyaç duymaktadır ve yeniliğin temel itici gücünü yükseltmek daha da elzemdir. Aynı zamanda, uluslararası alanda şiddetlenen rekabet karşısında ve artan tek taraflılık ve korumacılık bağlamında, ulusal şartlarımıza uygun olan yenilik yoluna gitmeliyiz. Özellikle, kendimize has yenilik kabiliyetlerimizin gelişimini daha öne çıkan bir konuma yerleştirmeli ve “yeni keşfettiğimiz” atılımları daha fazla başarmalıyız. Bilim insanlarının, bilim ve teknoloji çalışanlarının büyük kısmının tarihsel sorumlulukları omuzlayacağını, dünya bilim ve teknolojisinin sınırlarını görmekte ısrar edeceklerini umuyoruz. Tüm bunları yaparken, esas ekonomik mücadele alanlarını, ülkenin temel ihtiyaçlarını ve halkların yaşamları ile sağlıklarını dikkate alarak bilimin ve teknolojinin ufkuna ve derinliklerine doğru durmadan ilerleyeceklerdir.

2. Bilimsel ve teknolojik yeniliğin gelişimini kısıtlayan bazı kilit meselelerin çözülmesini hızlandırmak.    

Ülkemiz, çok sayıda bilim ve teknoloji çalışanlarına ve büyük ölçekli Ar-Ge yatırımlarına sahiptir. İlkin Çin, bazı alanlarda uluslararası çapta ileri seviyeye ulaşmış ülkeler ile aynı sahnede rekabet edebilecek şartlara sahiptir. Esas nokta, bilimsel ve teknolojik yenilik ekosistemini geliştirmek, yeniliği ve yaratıcılığı canlandırmak, bilim insanları ve bilim- teknoloji çalışanları yetiştirmektir. (Onlar) Yeteneklerini sahneleyecekleri bir düzen kurarlar, bilimsel ve teknolojik yeniliklere ilişkin başarılarının durmaksızın ortaya çıkmasını sağlarlar.

Bir; talep odaklı ve çözüm odaklı çalışmak önceliktir. Bilimsel araştırma konusunun seçimi, bilimsel ve teknolojik çalışmalardaki çözülmesi gereken ilk sorundur. Sıklıkla ifade ettiğim gibi, araştırma yönünün seçimi, ülkenin acil ulusal ihtiyaçlarından ve uzun vadeli ihtiyaçlarından başlayan ve gerçekten pratik sorunları çözen, talep odaklı bir seçim olmalıdır. Engels şöyle demiştir: “Toplum teknik bir gelişmeye ihtiyaç duyduğunda, bu ihtiyaç bilimi, on üniversitenin katkısından daha da ileri götürecektir.”

Günümüzde, ülkemizin ekonomik ve toplumsal kalkınması, halkımızın yaşantısının iyileştirilmesi ve milli savunma yapımız, çözülmesi gereken birçok pratik sorunla karşı karşıyadır. Örneğin tarımda, çoğu tohumda büyük oranda yabancı ülkelere bağımlıyız ve tarımsal ürünlerin ekim ve işleme teknolojisi görece geridir. Bazı alanlarda, ekilebilir arazilerdeki noktasal olmayan kaynak kirliliği ve ağır metal kirliliği ciddidir. Endüstride, bazı kilit çekirdek teknolojiler başkaları tarafından kontrol edilmekte ve bazı kilit bileşenler, parçalar ve ham maddeler ithalata bağımlıdır. Enerji kaynakları bakımından, yabancı petrolüne bağımlılık derecesi %70’den fazla bir seviyeye ulaşmıştır, petrol araştırması ve gelişimi ile yeni enerji teknolojilerinin gelişimi yetersizdir; su kaynaklarının mekânsal dağılımı dengesizdir, tüm bunlar birçok soruna yol açmaktadır. Toplum açısından, nüfusumuzun yaşlanması ilerlemeye devam etmekte, halkın sağlıklı bir yaşam için duyduğu ihtiyaçlar artmaktadır ve biyotıp, medikal ekipmanlar ve diğer alanlardaki geciken teknolojik gelişmeler, gittikçe önem kazanmıştır. Hızlı bir şekilde atılım yapabilecek ve sorunları zamanında çözebilecek teknolojilerin üzerine gitmeliyiz.

Xi Jinping: “Eğitimi hiç olmadığı kadar önemli bir konuma koymalıyız, eğitim kalitesini kapsamlı bir şekilde yükseltmeli ve öğrencilerin yenilikçi zekasını ve yenilikçi yeteneklerini beslemeliyiz.” (Xinhua, 2019)
Xi Jinping: “Eğitimi hiç olmadığı kadar önemli bir konuma koymalıyız, eğitim kalitesini kapsamlı bir şekilde yükseltmeli ve öğrencilerin yenilikçi zekasını ve yenilikçi yeteneklerini beslemeliyiz.” (Xinhua, 2019)

 

İki; bilimsel ve teknolojik kaynakların dağıtımını bütünleştirmek ve en iyi şekilde kullanmak. Bilimsel ve teknolojik yenilik için, bilimsel ve teknolojik kaynakların en ideal paylaşımı kritiktir. “İki Bomba Bir Uydu”1 başarısı, bir grup yetenekli liderin ve ülkemizin güçlü örgütsel sistemi sayesinde gerçekleştirilmiştir. Çok sayıda bilim insanı, akademisyen ve dünya standartlarında bilimsel araştırmacılara ve mühendislere sahibiz. Yenilik sisteminin yapımına dikkat vermeli, bütünleştirmeyi en iyi hale getirmeli ve kısımcılığın, verimsizliğin ve kopyalamanın dezavantajlarının üstesinden gelmeliyiz. Bilimsel araştırma kaynaklarını etkili bir şekilde kullanan yetenekli bir grup bilim insanına ihtiyaç duymaktayız. Teknolojik yenilikte işletmelerin temel rolünü hakkıyla tanımak, işletmelerdeki yenilik unsurlarının yoğunlaşmasını teşvik etmek ve üretim, eğitim ve araştırmanın derinlikli bütünleşmesini desteklemek gereklidir. Odağını büyük görevlere yoğunlaştırabilen ülkemiz, sosyalist sisteminin avantajlarına alan açmalı, elverişli kaynaklarımızın etkin bir şekilde dağıtımını yapmalı ve önemli alanlardaki kilit çekirdek teknolojiler üzerine araştırmaları teşvik etmeli. Bir dizi ulusal düzeyde laboratuvar kurmalı ve var olan önemli devlet laboratuvarları, ülkemizde bir laboratuvar sistemi kurmak için yeniden düzenlenmeli. Bilimsel araştırmada üniversitelerin önemli rolüne alan açmak, çeşitli bilimsel araştırma enstitülerinin heyecanını harekete geçirmek, çok sayıda yeteneğin bir ssistem içinde çalışmasının avantajını değerlendirmek ve stratejik bir güç oluşturmak gerekir.

Üç; temel araştırmaları güçlendirmeye devam etmeliyiz. Temel araştırma, teknolojik yeniliğin kaynağıdır. Ülkemizin temel araştırma alanı, önemli mesafe kat etmesine rağmen, uluslararası ileri düzey ile arasındaki uçurum halen belirgindir. Ülkemizin karşılaştığı birçok “darboğaz” teknik problemlerin esas nedeni, teorik temel araştırmanın ileri düzeye yetişememesi, sorunun kaynağı ve ardındaki sebeplerin netleştirilmemiş olmasıdır. Bir yandan, temel araştırma, bilimsel buluşlara ilişkin yasalara uymalı, dünyanın gizemlerini keşfetme merakıyla hareket etmeli, özgür araştırmayı, tam etkileşim ve tartışmayı cesaretlendirmeliyiz. Öte yandan, temel araştırma, ana bilimsel ve teknolojik konular tarafından başlıca uygulamalı araştırmalardan teorik konular çıkarmak adına sevk edilmelidir. Bilimin yasalarını daha fazla keşfetmeliyiz ve böylece temel araştırma ve uygulamalı araştırma birbirini destekleyebilir. Ülkemizin temel araştırma alanının yönü ve gelişme hedeflerini netleştirmek ve uzun vadeli çalışmaya devam etmesi gerekir.

Temel araştırma alanına yatırımı artırmak için ilk olarak, devletin finansal yatırımı artmalıdır. Aynı zamanda, işletmeleri ve finansal kurumları uygun biçimlerde desteği artırmaya yönlendirmek, toplumu bağış ve fon şirketleri aracılığıyla birçok kanaldan yatırım yapmaya cesaretlendirmek, fon kaynaklarını genişletmek ve kesintisiz, istikrarlı yatırım mekanizmaları oluşturmak gerekir. Etkili temel araştırma yürüten bilimsel araştırma birimleri ve kuruluşları için finans, bankacılık ve vergi bakımından gerekli siyasi destek sağlanmalıdır. Temel araştırmaya olanak sağlayan iyi bir bilimsel araştırma ekolojisi yaratmak, sağlam bilimsel değerlendirme sistemi ve teşvik mekanizmasını kurmak, bilimsel araştırmacıların akıllarını özgür kılmaları adına cesaretlendirmek, cesur yenilikler yapmak ve bilim insanlarının araştırmalar üzerine yoğunlaşmasına izin vermek gerekir. Birinci sınıf akademik dergileri ve çeşitli akademik platformları çalıştırmak, yurtiçi ve uluslararası akademik etkileşimi güçlendirmek gerekir.

Yetenek, başlıca kaynaktır. Milli bilimsel ve teknolojik yeniliğin esas kaynağı da halktır.

Dört; yenilikçi yeteneklerin eğitim ve öğrenimlerini kuvvetlendirmek. Yetenek, başlıca kaynaktır. Milli bilimsel ve teknolojik yeniliğin esas kaynağı da halktır. Bir ağacın büyümesi on sene sürerken, bir insanı yetiştirmek yüz yıl alır. Eğitimi hiç olmadığı kadar önemli bir konuma koymalıyız, eğitim kalitesini kapsamlı bir şekilde yükseltmeli ve öğrencilerin yenilikçi zekasını ve yenilikçi yeteneklerini beslemeliyiz. Matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi temel disiplinlerin etkisini güçlendirmeliyiz; temel disiplinlerdeki lisans eğitimini teşvik etmeli ve temel disiplinlerdeki lisans, yüksek lisans ve doktora arasında kesintisiz eğitim sağlamaya yönelik modeller keşfetmeliyiz. Temel disiplinlerdeki üstün öğrencilerin eğitimlerini kolaylaştırmalı, matematik, fizik, kimya, biyoloji vb. disiplinlerde vakıflar kurmalı ve en iyi öğrencileri kendilerini temel araştırmaya adamaları için yönlendirmeliyiz. Yüksek okullar ve üniversitelerdeki temel araştırmayı güçlendirmek, en ileri bilim merkezlerinin inşasını tasarlamak ve yeni araştırma odaklı üniversiteler geliştirmek gerekir. Yetenek Yetiştirme Yasası’na ve Bilimsel Araştırma Etkinlikleri Yasası’na riayet etmeli, bilimsel ve teknolojik yeteneklere liderlik edecek stratejik bilimsel ve teknolojik yetenekler grubunu ve uluslararası standartlarda yenilik ekipleri yetiştirmeliyiz. Bilimsel ve teknolojik yeniliğin ana gücü haline gelebilmeleri için genç bilimsel ve teknolojik yetenekler yetiştirmeye büyük önem atfetmeliyiz. Dünyanın dört bir yanından birinci sınıf yetenekleri derlemek, yüksek donanımlı denizaşırı yetenekleri çekmek ve denizaşırı öğrencilerin Çin’de çalışması için uluslararası rekabet ve cazibe alanı yaratmamız gerekir.

Beş; bilimsel ve teknolojik yeniliğin canlılığını artırmak için reformları geliştirmeliyiz. Ülkemizin bilim ve teknoloji ekibi, yenilik için büyük gizil güce sahiptir ve esas nokta, bilim ve teknoloji sisteminin derinleşen reformu aracılığıyla bu gizil gücü etkin bir biçimde açığa çıkarmaktır. Hükümetin işlevlerini dönüştürmek, bilimsel ve teknolojik reformun önemli bir görevidir. Endüstriyel tedarik zincirimizin çoğu, teknolojik çözümlere ihtiyaç duymaktadır. Yalnızca, ön cephede savaşan on binlerce bilim ve teknoloji çalışanı, böylesi çözümleri sağlayabilir. Hükümetin yapması gereken, onlar için güzel bir çalışma ortamı oluşturmak ve temel şartları yerine getirerek iyi bir örgütlenme ve eşgüdüm sağlamaktır. Bilim ve teknolojideki yönetim işlevlerinin dönüştürülmesini hızlandırmak gerekir. Parayı, malzemeyi bölüştürmek ve projeleri belirlemekten ziyade stratejiyi, genel çerçeveyi, politikayı belirlemeye ve hizmetleri geliştirmeye daha fazla enerji harcamak  gerekir. Bilimsel Araştırma Enstitüleri Reformu’nun ilerleyişini hızlandırmalı, daha fazla özerklik ile yüksek eğitim kurumları ve bilimsel araştırma organları görevlendirmeli, teknolojik yollar ve fon kullanma üzerinde lider, yenilikçi yeteneklere daha büyük karar alma gücü vermeli ve “yalnızca makaleler, iş ünvanları, özgeçmişler ve ödüller”e dayalı anlayışı ortadan kaldırmalıyız. Finansal araştırma yatırım sistemlerini bütünleştirmek ve bölünmüş, küçük ve dağınık bölümleri değiştirmek gerekir. Sizler tarafından ortaya konulan bilimsel ve teknolojik gücün eşgüdümünü sağlama meselesini dikkate alacak ve kapsamlı bir şekilde bu konu hakkında çalışacağız.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 10 Ocak 2020'de başkent Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda seçkin bilim insanları, mühendisleri ve araştırma projelerini onurlandırmak için düzenlenen törenden önce ödül kazananların temsilcileriyle bir araya geldi. (Li Xueren/Xinhua)
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 10 Ocak 2020'de başkent Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda seçkin bilim insanları, mühendisleri ve araştırma projelerini onurlandırmak için düzenlenen törenden önce ödül kazananların temsilcileriyle bir araya geldi. (Li Xueren/Xinhua)


Altı; uluslararası bilimsel ve teknolojik işbirliğini kuvvetlendirmeliyiz. Bilim ve teknolojide uluslararası işbirliği genel bir eğilimdir. Küresel yenilik ağına dahil olmak konusunda daha öncü olmalı ve açık işbirlikleri aracılığıyla teknolojik yenilik kapasitemizi yükseltmeliyiz. Daha açık, kapsayıcı, karşılıklı yarar sağlayan ve paylaşılan bir uluslararası bilim ve teknoloji işbirliği stratejisi uygulamalıyız.

Bir taraftan kendi işlerimizde en iyiyi yapmakta ısrar etmeli, bilim ve teknolojide bağımsız yenilik yeterliliğimizi geliştirmeli, bazı avantaj alanlarında “geniş katılımlı kurul” inşa etmeli ve uluslararası işbirliği için zemini sağlamlaştırmalıyız. Diğer taraftan, daha açık düşünce ve önlemler ile uluslararası bilimsel ve teknolojik alışverişi ve işbirliğini teşvik etmeliyiz. İçerisinde bulunduğumuz koşullarda, küresel salgını önleme ve kontrol altına almada, kamu sağlığı alanında pragmatik olarak uluslararası bilimsel ve teknolojik işbirliğini desteklemek ve ilaç, aşı, test alanlarında araştırma işbirlikleri yürütmek gerekir. İklim değişikliği ve insan sağlığı gibi ortak meselelere yoğunlaşmak ve çeşitli ülkelerden bilimsel araştırmacılar ile ortak araştırma ve geliştirmeyi güçlendirmek gerekir. Ülkemizin uluslararası alanda bilimsel ve teknolojik çalışmalarda açık işbirliği için geniş bir sahne haline gelebilmesi adına, adım adım uluslararası bilim ve teknoloji örgütlerinin kurulmasını özgürleştirmek ve yabancı bilim insanlarının ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki akademik kuruluşlarda yer almalarını sağlamak gerekir.

Bilimin sınırları yoktur; fakat bilim insanlarının vatanı vardır. Ülkemizin bilimsel ve teknolojik girişimlerinin tarihi başarısı, nesiller boyunca kendilerini ülkeye hizmet etmeye adamış bilim insanlarının sonucudur.

3. Bilim insanı ruhunu güçlü bir şekilde ileri taşımalıyız.    

Bilimsel başarılar, manevi destekten ayrı düşünülemez. Bir bilim insanın ruhu, uzun vadeli bilimsel pratik içerisindeki bilim ve teknoloji çalışanları tarafından biriktirilmiş değerli, manevi zenginliktir. Yeni Çin’in kuruluşundan itibaren, çok sayıda bilim ve teknoloji çalışanı, anavatanda bilimsel ve teknolojik yeniliğin anıtlarını dikmiştir ve aynı zamanda eşsiz bir manevi mizaç yaratmışlardır. Geçen sene Mayıs ayında, Parti Merkez Komitesi, ülkesini düşünen ve halkına hizmet eden vatansever ruhu, cesurca zirveye çıkan ve doğrunun peşinde en önde giden yenilikçi ruhu, titiz bilim adamının yaratıcı ruhunu, ün ve servete itibar etmeme ruhunu, adanmış araştırmayı, kilit sorunları alt etmek için bilgi toplama ruhunu, birlik ve dayanışma ruhunu ve gönüllülük esaslı insanları eğitme ruhunu güçlü bir şekilde tevşik etmeyi gerektiren “Bilim İnsanı Ruhunu Daha İleri Taşımak ve Çalışma ve Öğrenme Tarzını Güçlendirmek Üzerine Fikirler” başlıklı kararı yayınladı. Bilim ve teknoloji çalışanları, tarihin bizlere verdiği bilimsel ve teknolojik yenilikğin önemli görevini sırtlamalıdır. Bu noktada, vatanseverlik ve yenilik vurgusunda bulunacağım.

Bilimin sınırları yoktur; fakat bilim insanlarının vatanı vardır. Ülkemizin bilimsel ve teknolojik girişimlerinin tarihi başarısı, nesiller boyunca kendilerini ülkeye hizmet etmeye adamış bilim insanlarının sonucudur. Li Siguang, Qian Xuesen, Qian Sanqiang ve Deng Jiaxian’dan Chen Jingrun, Huang Danian ve Nan Rendong gibi Yeni Çin kurulduktan sonra yetişen çok sayıda seçkin bilim insanına giden bir süreç. Hepsi vatansever bilim insanı örnekleridir. Umuyoruz ki bilim ve teknoloji çalışanlarının çoğunluğu, başlangıç niyetlerini unutmayacaklar, görevlerini akıllarında tutacaklar, önce ülkenin ve halkın çıkarlarını savunacaklar, vatanı düşünme ve halka hizmet etmede önceki nesil bilim insanlarının mükemmel özelliklerini miras alacak ve gelecek nesillere aktaracaklar, “İki Bomba Bir Uydu” ruhunu sürdürecekler, etkin bir şekilde tarihsel sorumluluğun ağır yükünü taşımayı üstlenecekler ve kendi bilimsel amaçlarını modern sosyalist ülkeyi inşa etme sözüyle birleştireceklerdir.

Merak, insanın doğasıdır. Bilimsel ilgi alanlarındaki rehberlik ve eğitim, bilimsel bilginin daha iyi anlaşılmasını ve bilimsel yöntemlerin kavranmasını sağlamak için çocukluktan itibaren başlatılmalıdır.

Teknolojik yenilik özellikle de özgün yenilik, yaratıcı düşünmeyi, sıkı kanıta dayalı yöntemleri, akademik otoriteye tapınmamayı, körü körüne var olan teorileri takip etmemeyi, cesurca meydan okumayı, somut kanıtları istekle yaratmayı ve sürekli deneyimlemeyi gerektirir. Özgünlük, genellikle hipotezlerden ve varsayımlardan gelir. Basit bir tümevarımdan ziyade, kesintisiz gözlem, düşünme, hipotez kurma, deneyimleme, doğrulama ve tümevarımdan oluşan karmaşık bir süreçtir. Varsayım ve öngörünün yaratıcılığı önemlidir. Einstein, “Bir soruyu ortaya atmak, bir problemi çözmekten çoğu kez daha önemlidir” demiştir. Soru doğru bir şekilde seçilmez ise, çok büyük enerji harcansa bile olumlu sonuçlar üretmek zordur. Çok sayıda bilim ve teknoloji çalışanları, yaratıcı olma hırsına sahip olmalı, yeni teoriler üretmeye cesaret etmeli, yeni alanlar açmalı, yeni yollar keşfetmeli ve özgün olmaya gayret göstermelidir. Bilimsel sistemin kesintisiz zenginleşmesi ve ilerlemesine katkıda bulunmak için daha yüksek düzeyli özgün sonuçlar üretmek gerekir. Bilimsel araştırma ve özellikle temel araştırma, genellikle bilim insanlarının doğanın derin gizemlerini sorgulama merakından başlar. Pratikte öne çıkan başarılar elde etmiş tüm bilim insanları, amaçlarına ulaşmak için azme, meraka, adanma duygusuna ve yaşam boyu keşfe yaslanırlar. Çalışmalar, bilim insanlarının avantajlarının yalnızca zekaya değil daha da önemlisi yoğunlaşma ve gayrete de dayandığını göstermiştir. Uzun süren araştırmalardan sonra, belirli bir alanda fayda oluştururlar. Bilim ve teknoloji çalışanlarını, kendi bilimsel araştırmaları üzerine yoğunlaşmaları, özenle çalışmaları, gösteriş aramamaları ve şan şöhret peşinde koşmamaları konusunda teşvik etmek gerekir. Keşfetmeye ve kendilerini bilime adamaya cesaretleri olan bilim ve teknoloji çalışanlarının göz alıcı başarılarını, geniş bir şekilde halka duyurmak gerekir. Merak, insanın doğasıdır. Bilimsel ilgi alanlarındaki rehberlik ve eğitim, bilimsel bilginin daha iyi anlaşılmasını ve bilimsel yöntemlerin kavranmasını sağlamak için çocukluktan itibaren başlatılmalıdır. Böylelikle bilimsel potansiyele sahip genç grupların yetişmesine olanak sağlanır.

Tüm düzeylerdeki Parti komiteleri ve yönetimleri ve tüm düzeylerdeki lider kadrolar, ciddiyetle Parti Merkez Komitesi’nin kararlarını ve teknolojik yenilik alanındaki mevzilenmeyi uygulamalı, yenilik odaklı kalkınma stratejisini hayata geçirmeli, emeğe, bilgiye, yeteneğe ve yaratıcılığa saygı göstermeli, bilimsel gelişme yasasını takip etmeli, sürekli ortaya çıkan ve gerçek üretkenliğe dönüştürülen bilimsel ve teknolojik sonuçları desteklemelidir. Lider kadrolar, yeni bilimsel birikimin öğrenilmesini güçlendirmeli ve uluslararası teknolojik kalkınma eğilimlerine dikkatlerini vermelidir.

Marks, “Bilimde sorunsuz yol yoktur. Yalnızca çok çalışmaktan korkmayanlar ve dik dağ yollarını tırmananlar, zaferin doruğuna erişmeyi umabilir” demiştir. Ülkemizin bilim insanlarının ve teknoloji çalışanlarının, gereken özgüven ve kararlılığa sahip olduğunu, bilimin doruğuna tırmanma kabiliyetinin olduğunu biliyorum. Çin ulusunun büyük yenileşmesini gerçekleştirmeye ve insanlık için ortak gelecek toplumunun inşasına uygun bir şekilde katkıda bulunacaklarına inancım tamdır!

 

 

1 Editör Notu: Çin Halk Cumhuriyeti'nin Mao Zedong önderliğinde 1960'larda yürüttüğü nükleer ve uzay projesi. Bu proje kapsamında Çin, ilk atom bombasını 1964’te, ilk hidrojen bombasını 1967’de denemiştir. Çin 1970'te yörüngeye uydu fırlatan beşinci ülke olarak projenin “uydu” ayağını da tamamlamıştır.
*    Orijinal Çince metin Xinhua websitesinden (http://www.xinhuanet.com/politics/2020-09/11/c_1126483997.htm.) alınmış ve BRIQ tarafından İngilizceye çevrilmiştir. İngilizceden Türkçeye çeviri ise Anıl Solmaz tarafından yapılmıştır. Not: Başlık BRIQ'e aittir.